
Soğuk Savaşın yumuşamaya geçtiği bir evrede, 1975 yılında SSCB’nin girişimi ile devlet ve hükümet başkanlarının “Helsinki Nihai Senedi”ni imzalamaları ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) doğmuştu. AGİK, Avrupa’da II. Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırları dokunulmaz kabul ediyordu. Berlin Duvarı’nın yıkılması ve daha sonra 3 Ekim 1990 tarihinde Almanya’nın yeniden birleşmesi, aynı zamanda Avrupa’da Soğuk Savaş dönemine ait Doğu ve Batı bölünmüşlüğünün de sonunu ilan ediyordu. Nitekim AGİK’in 19-21 Kasım 1990 tarihleri arasında yapılan Paris zirvesinde “Soğuk Savaş”ın sonu olarak kabul edilen “Paris Şartı” imzalandı.
Böylece iki kutuplu bir dünyada doğan AGİK, Doğu Bloğunun çökmesi ve SSCB’nin dağılması sonrası AGİT adını aldı. Paris Zirvesi sırasında, AGİT bünyesinde Çatışma Önleme Merkezi, Demokratik Kurumlar, İnsan Hakları Ofisi ve Daimi Sekretarya organlarını oluşturuldu. Ayrıca Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Dışişleri Bakanları Konseyi ve Kıdemli Memurlar Komitesi olarak belirlenen siyasi danışma ve karar alma mekanizmaları kuruldu.
Ermenistan’ın 1988′de Azerbaycan’dan toprak iddiası ile başlayan Yukarı Karabağ sorunu, 1992′de savaşa dönüştü. Yukarı Karabağ sorunu, 30 Ocak 1992’de Azerbaycan ve Ermenistan’ın AGİK üyesi olması ile uluslararası bir boyut kazandı. Nitekim 24 Mart 1992 Helsinki’de AGİK Dışişleri Bakanları Konseyi, Karabağ sorununu değerlendirdi. Sonuç bildirgesinin 3. ve 11. Maddelerinde sorunun çözümü için Beyaz Rusya’nın Minsk şehrinde konferans yapılmasının kararlaştırıldığı ifade edildi. Bildirinin 9. Maddesi katılımcılara ilişkindi (http://www.osce.org/mg).
Devlet ya da hükümet başkanlarının katılımı ile gerçekleşen 6 Aralık 1994 tarihli Budapeşte zirvesinde bu süreç için eşbaşkanlık kurulması kararlaştırıldı. ABD, Rusya ve Fransa’dan oluşacak eş başkanlar, sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan başta olmak üzere, tüm ilgili ülkelerle ve kurumlarla görüşmeler yapmak ve bu görüşmelerin sonuçlarını Minsk Grubu’na bildirmekle yükümlüdürler.
Minsk Grubu katılımcıları arasında ABD, Rusya ve Fransa’dan oluşan eşbaşkanların yanı sıra Türkiye, Almanya, İtalya, Beyaz Rusya, İsveç, Portekiz, Hollanda, Finlandiya ile sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan yer almaktadır.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Yukarı Karabağ sorununun barışçı yollarla müzakere edilerek çözüme kavuşturulması amacıyla Temmuz 1992 de yapılması düşünülen Minsk Konferansı aradan 20 yıl geçmesine rağmen toplanamadı. AGİT Yukarı Karabağ sorununda Minsk Grubu öncülüğündeki siyasi çözüm arayışlarını sürdürmesine rağmen geride kalan yıllarda süreç başarılı olamadı. Bu sonuçta Minsk Grubu eşbaşkanlığını yürüten ABD, Rusya ve Fransa’nın Ermeni diasporasının en güçlü ve faal olduğu ülkeler olmasının da payı vardır. Nitekim ABD ve Fransa da başkanlık seçim sürecine girilmesi yakın bir gelecekte Yukarı Karabağ sorununda Minsk Sürecine yönelik beklentileri azaltmaktadır. Hatta Aralık 2011’den itibaren Fransa Parlamentosunun gündemine aldığı sözde soykırımı kabul etmemeyi suç sayan ve reddedenlere hapis ve para cezası verilmesini öngören yasa tasarısı, bu ülkede yaşayan Ermeni diaspora ve lobisinin Fransa siyasetindeki etkisinin büyüklüğünü de göstermektedir.
Sonuç olarak Fransa’nın AGİT Minsk Grubu eşbaşkanlığı tartışılır hale gelmiştir. Bundan sonra Fransız dışişleri ve diplomatlarının Yukarı Karabağ konusundaki yaklaşımları tarafsız ya da iki tarafa eşit mesafede görülmeyecektir.
Kaynak: www.kafkassam-merkez.com




















