Batılı bazı diplomatlar Kıbrıslı Rumlar ile Türkiye arasında yaşanacak olası bir sıcak temasın, Türkiye’nin AB üyeliği umutları için bir felaket olacağını söyledi. Batılı diplomatlar hukuki açıdan Ankara’nın elinin zayıf olduğunu ifade ederken, ABD, Rum Kesimi’nin faaliyetlerine destek verdi. Öte yandan Rum lider Hristofyas’ın Türkiye’yi BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a şikayet ettiği bildirildi.
AB’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu, Pazartesi günü her iki tarafa da itidal çağrısında bulundu. CNN Türk’te yer alan Metin Güneş imzalı habere göre Türkiye’nin bölgede gaz aramak amacıyla karşı sondaj faaliyetlerinde bulunacağına dair planlarına dikkat çeken bir AB yetkilisi, “Tırmanmakta olan bir durum var” dedi.
Yetkili, gerginliğin önümüzdeki haftalarda Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüm için yapılacak müzakereleri zora soktuğunu da sözlerine ekledi.
Çok sayıda Batılı diplomat hukuki açıdan Ankara’nın durumunun zayıf olduğunu söylüyor.
ABD ise, Türkiye’nin arzu ettiği gibi Rumların planlarına karşı çıkmak bir yana, doğu Akdeniz’in bir enerji kaynağına dönüşütürülmesine yönelik girişimleri desteklediğini duyurdu.
Washington ve diğer müttefikler savaş gemilerini göndermemesi için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ikna etme girişimlerinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili geçtiğimiz hafta, “Biz her iki tarafa da özel yollardan ve de açıktan durumu daha da gerginleştirecek kışkırtıcı hareketler görmek istemediğimize dair sinyaller gönderiyoruz” dedi.
Hristofyas BM’ye şikayet etti
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki sondajlara ilişkin uyarılarını BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’a şikayet etti.
Anadolu Ajansı’nın Rum basınından aktardığına göre, BM Genel Kurul çalışmaları için New York’ta bulunan Hristofyas, dün gece, Ban’la görüştü. Hristofyas, yaklaşık 20 dakika süren görüşmede, Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki sondajlara ilişkin uyarılarını şikayet etti.
Hristofyas, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “Genel Sekreter’in kendisine; bu konuları Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la konuşacağı sözü verdiğini” belirtti.
“Bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi’nin (BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı) Alexander Downer’la son raporu görüşmesi aracılığıyla tutumunu belirlemiştir. Bu tutum nettir ve Genel Sekreter’in Türk liderliğiyle görüşmesinde bu tutumu izleyeceğinden eminim” diyen Hristofyas, “Genel Sekreter, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti;nin araştırmaları kesmesi veya ertelemesine ilişkin hiçbir şey söylemedi, söyleyeceğini de zannetmiyorum” ifadesini kullandı.
‘Araştırmalara devam edeceğiz’
Kıbrıs Rum yönetimin doğalgaz sondajları konusunda tutumunun net olduğunu dile getiren Hristofyas, şöyle devam etti:
“Araştırmalara devam edeceğiz. Araştırma yapmak ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakkıdır ve umarım hidrokarbon bulunsun. Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızın kaybedeceği bir şey yoktur, kazanacaklarından emin olsunlar. Bunu Türkiye’nin de Sayın Eroğlu’nun da anlaması gerekir.”
Müzakereler
Genel Sekreter’e Kıbrıs sorununun çözüm prosedüründeki ‘sorunlardan’ da söz ettiğini belirten Hrsitofyas, sorunların, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun selefi Mehmet Ali Talat’la daha önce varılan görüş birliklerinden “caymasından” kaynaklandığını savundu.
Hristofyas, “yoğunlaştırılmış müzakerelerde gerileme bulguları bulunduğunu, bu nedenle de gidişatının o kadar da hoş olmadığını” söyleyerek, bunu BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında da dile getireceğini anlattı.
Hristofyas, “Bu, kaygı yaratıyor, BM Genel Sekreteri’nin liderleri Ekim ayı sonunda New York’a çağırma konusundaki planlarında bazı değişiklikler olup olmadığı sorusunu akla getiriyor. Birilerinin tavır değiştireceği ve daha çok görüş birliğine ulaşacağımızı ummak için daha Ekim ayına kadar vaktimiz var” dedi.
“Müzakerelerde şu ana kadar varılan görüş birliklerinin ikinci derece öneme sahip konularda olduğunu, geçmişte varılan ve çok ciddi görüş birliklerinden kaymalar bulunduğunu” kaydeden Hristofyas, “Dolayısıyla Ekim ayına kadar, yoğunlaştırılmış müzakereler kapsamında daha çok görüşme yapılacağı için Türkiye’nin davranışlarında bir şeyler değişeceği ümidini saklı tutuyorum” ifadesini kullandı.
BM Genel Sekreteri’nin, “mümkünse, davranışlarını düzeltilmesi” hedefiyle müdahale etme niyeti gösterdiğini belirten Hristofyas, “Sanırım Genel Sekreter, Türk liderliğiyle ve Sayın Eroğlu ile görüşmelerinde buna işaret edecektir” dedi.
‘İlk örnekler 20-25 gün içerisinde alınacak’
Kıbrıs Rum basını, ABD’li şirketin Güney Kıbrıs açıklarındaki “12. parsel”e yerleştirdiği sondaj platformunun çalışmalara Pazar gecesi başladığını, Rum yönetimi sessizliğini korurken, ilgili haberin yabancı medya tarafından verildiğine işaret etti.
Rum Politis gazetesi, “ilk göstergelerin 15-20 gün içinde alınacağını” belirttiği haberinde, “hidrokarbon yataklarının büyüklüğü ve kalitesine ilişkin güvenilir bilgilere 60-90 gün içerisinde ulaşılacağını, ancak deniz dibindeki zemin katmanlarından alınacak örneklerin analiz edilmesiyle 15-20 gün gibi kısa bir sürede de öğrenilebileceği bilgileri bulunduğunu” aktardı.
Rum basın haberlerine göre, sondaj çalışmalarının başladığı nokta Limasol’a 160 kilometre (80 deniz mili) mesafede. Platforma helikopterle 45 dakikada ulaşılıyor.
Söz konusu bölgede su derinliği 1650 metre ve sondajın ulaşacağı toplam derinlik 5 bin 800 olacak.
Haberlere göre, başlamış olan birinci sondajın yakınında iki sondaj deliği daha açılacak. İkinci sondaj deliği, ilk sondajda elde edilecek bulguların teyidi maksadıyla, üçüncü sondaj ise çok daha derine yapılacak ve ana amaç petrol aramak olacak.
KKTC’de ‘İzleme Komitesi’ kuruldu
Rum hükümeti, pazar gecesi başlayan sondaj çalışmalarını bugün resmen açıklarken, KKTC Başbakanlığı, konuyla ilgili “İzleme Komitesi” kurdu.
KKTC Başbakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Başbakan İrsen Küçük’ün çağrısı üzerine, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Maliye Bakanı Ersin Tatar, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un katılımıyla Başbakanlıkta bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Kıbrıs Rum yönetiminin başlattığı petrol ve doğalgaz sondaj faaliyetleriyle ilgili durum değerlendirmesinin yapıldığı toplantıda, Kıbrıs Rum yönetiminin, tüm uyarılara rağmen adanın olası doğal kaynaklarını gasp etme çabası içerisine girdiği ve bu durumun kapsamlı müzakere sürecine de olumsuz yansımaları olacağının altı çizildi. Bu gelişmeler ışığında, Kıbrıs Türk tarafının Anavatan Türkiye ile birlikte adanın doğal kaynakları üzerindeki eşit haklarını korumakta kararlı olduğu vurgulandı.
Toplantı sonucunda, KKTC Başbakanlık Müsteşarı Ömer Köseoğlu başkanlığında, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer ve Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Cansev Metbulut’dan oluşan İzleme Komitesi’nin oluşturulmasına karar verildi.
İzleme Komitesi, rutin olarak konuyu takip ederek Başbakan ve ilgili hükümet üyelerine günlük olarak gelişmelerle ilgili bilgilendirmekle görevlendirildi.
Kaynak: Euractiv




















