Kritik Alt Yapı Güvenliği ve Enerji Politikaları

Dünya genelinde, petrolün %35’i, doğalgazın ise %75’i boru hatları vasıtasıyla taşınmaktadır.[1] Dünya genelinde petrol boru hatlarının toplam uzunluğu 313.670 km iken doğal gaz hatlarının toplam uzunluğu 1.226.258 km’dir.[2] Söz konusu doğalgaz, petrol, elektrik gibi enerji kaynaklarının ülkeler arası transferi, işlenmesi, depolanması ve dağıtımı kompleks bir altyapı zinciri ile gerçekleşmektedir. Boru hatları, elektrik ve nükleer enerji santralleri, rafineriler ve dağıtım şebekelerinin düzenli ve sürekli çalışmasının gerekliliği, olası tehditlere karşı korunması ise kritik altyapı güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Böylesine kompleks dağıtım şebekelerinde meydana gelebilecek aksaklıkların ciddi ekonomik ve siyasi yansımaları olmakta, bu da konuya hassas ve doğru yaklaşımları gerektirmektedir. Meselenin siyaset ve ekonomik etkilerini dengelemek için güvenlik eksenli çözümler gündeme gelirken, kritik alt yapı güvenliği, enerji güvenliğinin bir alt dalı olarak ön plana çıkmaktadır.

Enerji güvenliğinin temelde dört ana sütun üzerinde tartışılmaktadır. Bu dört prensipten ikisi doğrudan kritik alt yapı güvenliği ile ilgilidir. Bu prensipler, kullanılabilirlik (availability), ekonomik anlamda tercih edilebilirlik (affordibility), erişilebilirlik (accesibility) ve sürdürülebilirlik (sustainability) olarak belirtilebilir. Sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik özellikle kurulan alt yapı unsurlarının etkinliği ile doğrudan ilişkilidir. Bir yerde üretilen enerji kaynağının tüketim için gerekli noktaya ulaştırılması ve bu sevkiyatta istikrarlı bir aktarımın sağlanması açısından erişilebilirlik ve sürdürülebilirlik kavramları oldukça önemlidir. Enerji transferinde ortaya çıkan aksaklıklar o kaynağın güvenilirliğini olumsuz yönde etkilerken, aynı zamanda üretimden dağıtıma kadar birçok ekonomik sıkıntılara da yol açabilmektedir. Bu açıdan alt yapının kurulması kadar sonrasında güvenliğinin sağlanması da enerji güvenliğinin öncelikleri arasında yer almaktadır.

Kritik alt yapı güvenliği ile ilgili olarak üzerinde ittifak edilmiş uluslararası bir tanım bulunmamakla birlikte her alt yapı unsurunun da kritik olduğunu söylemek güçtür. Bu açıdan basit bir tanım yapmak gerekirse güvenliğinin tehdit altında olması halinde ulusal menfaatlerin olumsuz etkilendiği ve/ya birden fazla ülkenin çıkarlarını etkileme potansiyeline sahip alt yapı unsurlarının kritik olduğu belirtilebilir. Bu tanım yakından incelendiğinde, belli enerji hatlarının kritik altyapı güvenliğinin önemli bir boyutunu temsil ettiği görülmektedir. Enerji hatlarının yanı sıra bankacılık ve finans, iletişim, ulaşım, kamu sağlığı ve su sevkiyatı gibi hususlar da ABD, Japonya ve Avrupa birliğince yapılan genel tanımlar içerisinde yer almaktadır.[3]

Bu alt yapı unsurlarına yapılacak saldırıların özelliklerine göre bölgesel hatta ulusal çapta etkileri olacaktır. Bu etkiler, para kaybı, itibar kaybı, çevre kirliliği, insan hayatının riske girmesi ve güvenlik risklerinin ortaya çıkması olarak sıralanabilir. Kritik enerji alt yapı güvenliği çerçevesinde transit boru hatları, ana enerji iletim ve taşıma hatları, kaynak veya transit ülkeden gelerek o ülke için doğalgaz ve petrol sevkiyatında kullanılan hatlar, barajlar ve nükleer santraller önemli bir yere sahiptir.

Enerji güvenliği açısından bu unsurların karşı karşıya kaldığı tehditler ise şöyle sıralanabilir.

-Terörist saldırılar,

-Sabotaj, doğal afetler,

-Siber saldırılar,

-Hırsızlık,

-İnşaat sırasında yaşanan sorunlar,

-Zamanla aşınma, paslanma nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklar.

Bu gibi tehditlere yönelik alınacak tedbirler mevcut risklerin azaltılmasına yardımcı olurken, ekonomik ve siyasi anlamda istikrarın korunmasına da fayda sağlamaktadır. Ancak, bu tedbirlerin kompleks bir yaklaşımla ortaya konması gerekmektedir. Yukarıda görüldüğü gibi ortaya çıkan tedbirlerin önemli bir kısmı kolluk kuvvetlerini yakından ilgilendirirken aynı zamanda toplumsal duyarlılık, diplomasi ve alt yapı emniyetinin sağlanması gibi çok boyutlu politikaların uygulanmasını da gerekli kılmaktadır.

Sonuç olarak, enerji güvenliği sadece arz veya talep güvenliği çerçevesine hapsedilmiş kaynak çeşitliliği politikalarına indirgenemez. Aynı zamanda enerji alt yapılarının güvenliğinin sağlanması ve bu konuda toplumsal duyarlılığın oluşturulması, bir ülkenin enerji politikalarının bütüncül olarak yürütülmesinde kritik bir öneme sahiptir.

——–

[1] M. Melih Başdemir, Mithat Çelikpala, “Türkiye’de Petrol ve Doğal gaz Boru Hatlarının Güvenliği: Uygulanan Politikalar Ve Öneriler”, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Ocak, 2010
[2] Faruk Demir, Enerji Güvenliği, Enerji Ekonomisi, Enerji Diplomasisi, Ankara, 2007
[3] Alexander E. Farrell, Hisham Zerrifi, Hadi Dowlatabadi, “Energy Infrastructure and Security”, Annual Review of Environmental Resources, Cilt: 29, 2004, s. 439.

USAK Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 9.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0 (from 0 votes)
Kritik Alt Yapı Güvenliği ve Enerji Politikaları, 9.0 out of 10 based on 1 rating
Be Sociable, Share!

Yazar: Orhan YILMAZ