Her gencin önce kendisine sonra çevresine sorması gereken bir soru var, Türkiye’de genç olmak nasıl bir duygu?
Bu soruyu hem kendi geleceği için hem de kendisinden sonra gelecek nesiller için sormalı.
Ülkemizde Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre nüfusun % 50’si 28 yaşın altında (TÜİK 2008), bakıldığı zaman Avrupa’nın en genç ülkesi konumundayız ve 2025 yılında dünyada genç nüfus oranı en yüksek olan ülke olacağız (Bilgi Üniversitesi 2007). Bu durum Türkiye’nin geleceği açısından ele alındığında hem umut hem de endişe verici olma özelliğini iç içe barındırıyor.
Çünkü Türkiye’nin eğitimden sağlığa, barınmadan ulaşıma, istihdamdan sosyal yaşama ve karar alma süreçlerine katılıma kadar tüm alanları kapsayan bütüncül bir gençlik politikası yok. Eğer bu politikalar oluşturulursa Türkiye elindeki gençlik potansiyeli sayesinde, demokratik bir ülke olma yolunda daha hızlı adımlar atacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında gençliğe yönelik tek bir madde mevcut, bu madde de gençliğin korunmasıyla alakalı. İlk yapılması gereken mevcut maddenin içeriğinin genişletilerek gençliğin hem sosyal yaşamda hem de karar alma mekanizmalarında daha aktif rol oynamasını sağlamaktır.
Türkiye’de gençlik hizmetlerine ayrılan pay oldukça düşük. 2006 yılında ülke gençliğinin yoğunluğu göz önüne alındığında Gençlik Spor Genel Müdürlüğü bünyesindeki Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığına genç başına 0.11 YTL ayrılmıştır. Bu rakam Gençlik Spor Genel Müdürlüğü toplam bütçesinin % 7.1’ine eşittir. Ayrılan bu bütçenin büyük bölümün de personel, bina, bakım ve tesis işleme masrafları yoğunluktadır. Kısacası dünyadaki farklı ülkelerin gençliğe ayırdığı bütçelerle karşılaştırdığımızda ülkemizde gençliğe hakettiği değer verilmemektedir.
Nisan 2008’de KONDA Araştırma ve Danışmanlık firması tarafından Türkiye’nin 81 ili baz alınarak 41 ildeki, 328 il merkezi ve ilçedeki, 188 büyükşehir mahallesi, 634 kent mahallesi ve 294 köye gidilip 6482 kişi ile yüzyüze görüşülerek yapılan Hayat Tarzları adlı araştırmada 15-24 yaş arası gençlerin ( 15-24 yaş aralığı Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği gençlik yaşıdır) % 24.5’inin hiçbir sosyal güvencesi olmadığını, sosyal güvencesi olan gençlerin ise % 66.1’inin bu güvenceye ailesinden dolayı sahip olduğu görülmüştür. Bu gençlerin % 75.8‘i SSK, Bağkur, Emekli Sandığı gibi bir sosyal güvencesi olmamasından, edinememekten veya kaybetmekten korkuyor.
Ayrıca yine aynı araştırmaya göre gençlerin % 73.2’si parasız kalıp başkalarına muhtaç olabileceği düşüncesinde, bu durumun oluşmasındaki en büyük neden gençliğin % 84.5’inin ülke ekonomisinin daha da kötüye gidebileceği düşüncesine sahip olması. Bu veriler gösteriyor ki ülkemizde acil olarak sosyal güvenlik ve istihdam alanında gençliğin geleceğe kaygıyla bakmasını engelleyecek politikalar üretilmelidir. Bu politikalar eğitim ve karar alma mekanizmalarında rol alma gibi diğer politikalarla da desteklenmelidir.
Aynı araştırmada çok ilginç bir sonuç ta 15-24 yaş arası evli olan % 19.6’lık kısmın % 50.6’sının görücü usulü veya aile büyüklerinin kararıyla evlenmiş olması.Acı ama gerçek, görülüyorki ülkemizde gençler kendi geleceklerini derinden etkileyecek kararlarda bile söz sahibi olamamakta ve bu kararları büyükleri almaktadır.
Bir başka önemli veride Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu üyesi olan gençlerin oranının yalnızca % 4 olması. Bunların yaklaşık % 46’sı üniversite mezunu veya öğrencisi. Sivil Toplum Kuruluşlarının miting toplantı gibi faaliyetlerine katılım oranı ise % 35.7’dir. Yani Türk gençliğinin % 64.3’ü hiçbir zaman böyle bir faaliyete katılmamıştır. Katılımcı demokrasiden bahsettiğimiz şu günlerde gençliğin bu denli sivil toplum kuruluşlarından uzak olması kaygı verici bir hal almış durumda.
Tüm bu veriler günümüzde ülke gençliğinin bulunduğu noktayı çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Gelinen noktada ülke gençliği kendi geleceğinde rol alamamanın verdiği kaygıyla yaşamını sürdürmekte ve mevcut düzenin parçası olmakta veya mevcut düzende kaybolmaktadır .Toplum olarak küreselleşen dünyada daha demokratik ve yaşanılabilir bir Türkiye yaratma amacındaysak, bugünden elimizi taşın altına koymalıyız.
Peki Neler Yapılmalı ?
Gençlik politikalarının hazırlık ve uygulama aşamasında gençliğin söz sahibi olamaması, planlama, karar alma ve uygulama süreçlerinden uzak kalması, kendi aralarında örgütsüz olmaları ve kültürel alışverişi sağlayamamaları gençlerin başta hükümet olmak üzere tüm kuruluşların karşısına “eşit ortak” olarak çıkmalarını engellemekte ve gençlikle ilgili politikaların hayata geçirilmesi konusunda ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunların aşılması, gençliğin bir ortak olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin de altına imza attığı birçok uluslararası anlaşmanın uygulanabilir hale gelmesinin sağlanmasıyla ve gençlerin katılım bilincinin geliştirilmesi ile mümkündür. Gençlerin yerel ve ulusal düzeyde eşit ortaklar olarak kabul edilmesi, Avrupa Birliği’ne üye olmayı hedef edinen ülkemizde daha şeffaf, hesap verebilir, ortaklığa dayalı iyi yönetişim kültürünün yaygınlaştırılmasına katkıda bulunacaktır (Ulusal Gençlik Parlamentosu 2004).
Gençlik alanında farklı kurumlar çeşitli çalışmalar yürütmekte (Ulusal Gençlik Parlamentosu, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü, TEGEV, TOG, vs.) ancak söz konusu kurumlar arasında bir eşgüdüm eksikliği bulunmakta ve bu durum kurumlar arası koordinasyon ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Türkiye’de en önemli eksikliklerden birisini de gençlere doğrudan hizmet edecek merkezi bir kurumun bulunmamasıdır.
Bütüncül bir ulusal gençlik politikası oluşturulmasında ve bu politikaların uygulanmasında dinamik ve esnek bir çalışma yapısına sahip, uluslararası mevzuatları takip eden, çözüm üretebilen ve kolaylaştırıcılık rolünü yerine getirebilen bir yapı oluşturulmalıdır. Nüfusunun % 50’si 28 yaşın altında (TÜİK 2008) olan ülkemizde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de bütüncül bir gençlik politikası oluşturulmasında daha etkili bir rol oynaması gerekmektedir. Türkiye’de sürdürülebilir, bütüncül gençlik politikalarının oluşturulması ve yasal çerçevesinin geliştirilmesi için ilgili tüm paydaşlarla birlikte çalışacak Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde özel bir Gençlik Komisyonu oluşturulması acil bir ihtiyaç halini almıştır (Ulusal Gençlik Parlamentosu 2004).
Ayrıca Ulusal Gençlik Konseyi kurularak gençlerin kendi kararlarını alması ve geleceğe yönelik politika üretmesinin önü açılmalıdır. Bugün özellikle Avrupa Birliğine üye ülkelere baktığımızda gençler birçok alanda söz sahibi olmuş durumda ve günden güne daha çok alanda istediklerini elde edebildiklerini görüyoruz. Bu denli başarılı olabilmelerindeki en büyük etken ülkelerin Ulusal Gençlik Konseylerinin bulunmasıdır. İngiltere’yi ele alacak olursak; İngiltere Gençlik Konseyi gençlerin kararlara katılma haklarının yerine getirilmesi ve fikir sahibi oldukları konularda aynı zamanda söz sahibi de olmalarını sağlamak için İngiltere’deki tüm gençleri desteklemeyi hedefler. Aynı zamanda, değişik gruplardan gelen gençleri destekleyerek onların aktif olabilmeleri için fırsatlar sağlar ve yaşamlarını etkileyecek konularda kararlarının işitilmesine yardımcı olarak İngiltere’deki gençlerin sözcüsü olmayı amaçlar (İngiltere Gençlik Konseyi 2009).
Türkiye’de kurulacak Ulusal Gençlik Konseyi, İngiltere örneğinde olduğu gibi birçok alanı kapsayacak şekilde gençlerin kendilerini daha iyi ifade edebilmelerinin ve karar mekanizmalarında rol oynamalarının önünü açacaktır.
Koordinasyonu sağlayacak yapının gençlikle ilgili öncelikle şu politika alanlarına eğilmesi gerekmektedir:
1. Eğitim: Türkiye’de 97 devlet üniversitesi ve 44 özel üniversitede 2,8 milyon öğrenci okuyor. Her yıl bu üniversitelerden 350 bin öğrenci mezun oluyor. Gençlerin % 78’i yurtdışında yaşamak istiyor, % 21’i ise buna karşı. Gençlerin % 45’lik bölümü yurtdışında yaşama isteklerinin nedenini daha iyi maddi imkanlara kavuşmak olarak açıklıyor (İZ TV 2009). UNESCO tarafından dünyanın değişik bölgelerinde eğitimin kalitesini ölçmek için hazırlanan “Herkes İçin Eğitim Gelişme Endeksi” Türkiye’yi 125 ülke arasında 77. sırada gösteriyor (Birleşmiş Milletler 2008).OECD ülkeleri ilk ve orta öğrenim süresinin tamamı için öğrenci başına 81.485 dolar harcıyor. Türkiye’de bu harcama 40.000 doların altında, OECD ülkelerinin yarısından bile az. Bu miktar, Danimarka, İzlanda, İsviçre ve ABD’de ise 100.000 doların üzerinde (Birleşmiş Milletler 2008). Tüm bu veriler eğitim sisteminde dünyanın ne kadar gerisinde kaldığımızın birer göstergesidir. Bu doğrultuda diyebiliriz ki, ülkemizden büyük sorunlardan biride eğitim sistemindeki çarpıklıktır. Bu gün birçok sektörde özellikle ara eleman eksikliği yaşanmakta ama bunu çözmeye yönelik bir adım atılmamaktadır. Bu sorunun en önemli çözüm yollarından biri gençlerin mesleki eğitime yönlendirilmesidir. İlköğretimden sonra mesleki eğitim alan gençler üniversiteyi kazanamasalar bile bir meslek sahibi olabilirler, oluşacak bu tablo günümüzdeki niteliksiz iş gücünün de önüne geçmiş olur. Yaşam Boyu Eğitim hedeflenmeli, bu amaç doğrultusunda eğitimcilerin eğitimi planlanmalı ve yaygın eğitim yöntemleri eğitim sistemine dahil edilmelidir. Ayrıca zorunlu eğitimin süresi uzatılmalı ailesi tarafından okutulmayan çocuklara devlet her türlü imkanı sağlamalıdır. Eğitim sistemi ezbere dayalı bir sistem olmamalı, eğitim katılımcı olmalı ve ilköğretim, orta ve yüksek öğrenim süreci birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olmalıdır. Eğitimde benimsenecek bu yeni yaklaşımlar hem nitelikli iş gücünün artmasına, hem işsizliğin azaltılmasına, hem de ülkemizin gelecekte daha büyük bir ekonomik güç haline gelmesine katkı sağlayacaktır.
2. İstihdam: Türkiye gençler arasında yüksek seviyede işsizlik oranına sahip bir ülkedir. Türkiye’de her dört gençten biri işsiz durumdadır (TİSK 2007). Gençler özellikle eğitim aldıkları alanda çalışamamakta ve iş piyasasında güvenli bir firma bulmakta zorlanmaktadırlar. Tüm bu kriterlerin dışında, gençlerin dengesiz ve geçici pozisyonlarda düşük ücretlerle ve yetişkin nüfustan daha kötü çalışma koşullarında çalıştıkları görülmektedir (Avrupa Gençlik Forumu 2009). Ayrıca gençler eğitim sonrası işe geçiş sürecinde toplumsal dışlanma ve yoksulluk riski taşımaktadırlar (TİSK 2007). Taşıdıkları bu risk eğitimden istihdama geçiş süresince karşılaştıkları güçlükler ve bu dönem boyunca destek eksikliğine bağlı olarak gençleri toplumsal dışlanmaya karşı savunmasız bırakmaktadır. Genç işsizliğin çözümlenmesi için yaygın eğitim yöntemlerinin daha etkin kullanılması ve kişisel kapasite gelişimini desteklemek üzere gençlerin liderlik, sunum teknikleri, raporlama vs. konularında bilgi ve becerileri arttırılmalıdır. Genç girişimciliğinin desteklenmesi gerekmektedir.
3. Sağlık: Türkiye’de gençlere yönelik sağlık hizmetleri genel sağlık hizmetleri çerçevesinde yapılmaktadır. Erkek çocuklar için öğrencilik süresinin bitimine kadar, kız çocukları ise evlenene veya işe girene kadar ailelerinin sigorta imkanlarından yararlanabilmektedir. Buradaki en önemli sorun okulu bitirmiş ve henüz iş sahibi olamamış gençlerin sağlık hizmetlerinden yararlanamaması sorunudur. Bakıldığı zaman bugün ülkemizde gençlerin % 24.5’inin hiçbir sağlık güvencesi yoktur (KONDA 2008). Gençlerin birçoğu sağlık güvencesinden mahrum ve temel sağlık hizmetlerine zamanında ulaşamamaktadır. Sağlık güvencesi olmayan kişiler sağlıksız bir yaşam sürüp kalıcı sağlık bozuklukları veya erken ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Hükümet sağlık sektörüne fazla yatırım yaptığını söylese de göstergeler genç sağlığının durumunun gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye açısından çokta iç açıcı olmadığını ortaya koymaktadır. Burada acil olarak yapılması gereken her bir gencin karşılanabilir, kesintisiz, kapsamlı bir beden ve ruh sağlığı güvencesi ve hizmetine sahip olmasının sağlanmasıdır.
4. Bilgiye erişim: Bilgi ve iletişim teknolojilerini en çok kullanan, üreten ve geliştiren gençlerdir. Bakıldığı zaman ülkemiz elindeki genç potansiyeli ile bilgi teknolojileri alanında dünyada söz sahibi olabilir. Türkiye’de Nisan 2008’de KONDA Araştırma ve danışmanlık firması tarafından yapılan araştırmada 15-24 yaş arası gençlerin %43.9’unun internete erişiminin olmadığı görülüyor (KONDA 2008). Bilişim alanında atılım yaptığı düşünülen ülkemizde bu durum ne yazık ki hoş bir tablo değil. Gençlerin internete ve dolayısıyla bilgiye ulaşımı için daha fazla kaynak ayrılmalı. Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmada bilgi ve iletişim teknolojilerinin rolü büyüktür. Sürdürülebilir kalkınmanın itici gücü olan gençlerin bilgi teknolojilerini etkin şekilde kullanımı Türkiye’nin Bilgi Toplumu’na dönüşüm sürecini hızlandıracak ve ülkemizin küresel bilgi ekonomisindeki etkinliğinde kilit rol oynayacaktır. Gençlerin kaliteli ve güvenilir bilgiye erişimi için bütüncül gençlik politikası içerisinde sayısal uçurum azaltılması hedefine yer verilmeli ve bilgi ve iletişim teknolojilerinden gençlerin katılımı için faydalanılmalıdır.
Sonuç:
Demokrasi adına yapılan planlar gelecekte bu ülkede söz sahibi olacak gençleri bugünden dinleyerek daha sağlam temeller üzerine oturtulabilir. Unutulmamalıdır ki gençlerin katılımı sadece aktif vatandaşlığı geliştirmekten veya gelecek için demokrasi inşa etmekten ibaret değildir.
Ülkemiz katılımcı demokrasi modelini uygulayacaksa bunu yapmanın en önemli yollarından biri her türlü karar alma mekanizmasında bugünden gençlerin rol oynamasının sağlanmasıdır.
KAYNAKÇA:
KONDA Araştırma ve Danışmanlık Nisan 2008 – Türkiye’de Hayat Tarzları Araştırması (www.konda.com.tr)
İngiltere Gençlik Konseyi(British Youth Council ) 2009 (www.byc.org.uk)
Avrupa Gençlik Forumu (European Youth Forum ) 2009 Politika Alanları Dökümanı (www.youthforum.org)
(TC ANAYASASI MADDE 58.– Gençliğin Korunması: Devlet, istiklâl ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda ve Devletine ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.
>Bu güzel çalışma için teşekkürler sevgili Türker.Volkan Çark
>Gençlik alanında yine çok genç bir arkadaşımız tarafından gerçeklerin dile getirilmesi oldukça sevindirici bir gelişme .Daha önce de bizim yerimize karar alanlar tarfından benzeri açıklamalar içeren yayınlar yayınlanmış fakat etkili sonuçlar doğuramamıştı.Çünkü yazının içinde genç geçmekte fakat genç yazının dışına çıkmamaktaydı .Emeğine sağlık Türker dilerim herşey bundan sonra gençlerle daha güzel olur …Güzel ülkemizde
>Emeğine , yüreğine sağlık sevgili kardeşim.
>Çok güzel bir çalışma olmuş ellerine sağlık. Birileri bu çalışmanı kendi çıkarlarına ters düşüyor diye beğenmeyebilir, sen mücadelene hiç durmadan devam et biz arkandayız.Tekin
>Her zamanki gibi hedefine hiç durmadan yürümeye devam ediyorsun, çok güzel bir çalışmaya daha imza atmışsın, yeni çalışmalarını heyecanla bekliyoruz.Murat Görmüş
>Ülkeyi yönetenlerin at gözlüğüyle dolaştığı bir toplumda, birilerine yol göstermek zor zanaattır. Bu güzel makalenden dolayı kutlarım.
>Tebrik ederim Türker, çok güzel ve doyurucu olmuş dolu dolu… Devamını bekleriz.
>Tebrik ederim Türker, çok güzel ve doyurucu olmuş dolu dolu kanıtlarıyla…gurur duydum Devamını bekleriz…Selda Cemre Arslan
>Her zamanki gibi mükemmel…Beril
>Her zamanki Türker'den biraz uzak kalmışsın ben daha keskin bir yazı bekliyordum:) gerçekten güzel bilgiler tebrik ederim, yenilerinide bekliyoruz kısa zamanda.Muzo
>Sayısal verilerle destekleyerek çok güzel bir çalışma ortaya koymuşsun, gençlik alanında çalışmayan ve bilgisi olmayan insanlarada ışık tutacağına inanmaktayım. Yeni çalışmalarını da dört gözle bekliyoruz.SaygılarımlaTimur
>güzel bir çalışma arkadaşım … yazıların devamını görmek dileğiyle.. – AYHAN -
>Keşke bu yazı farklı platformlarda da yayınlansa ve daha çok kişiye ulaşsa…