Gelişmiş demokrasilerde ifade özgürlüğünün sınırlarına yönelik tartışmalar genellikle eskide kalmış tartışmalar olarak görülür. Yasal düzlemde neyin ifade özgürlüğüne dahil olduğu neyin olmadığı düzenlenmiş ve uluslararası sözleşmelerle de garanti altına alınmıştır. Ancak yasal düzenlemelerin ötesinde siyasal yaşamın kendine özgü dinamikleri bulunur ve genel olarak bu tür ülkelerde demokratik etik kişilerin ifade özgürlüklerine kendi kendilerine sınır koymalarına neden olur.Yine gelişmiş demokrasilerde bu ifade özgürlüğü konusu ve etik denetim genel olarak muhalefet partilerinin söylemleri söz konusu olduğunda gündeme gelir. Zira kuramsal olarak muhalefette bulunan siyasal partiler iktidar olmayı arzu ederler ve hükümet kurmaları halinde muhalefetteyken takındıkları tavır ile uyumlu olmaya özen gösterirler. Bunu beceremeyenler, yine genel olarak, bir daha oy alamayacağını bilirler.
İfade özgürlüğü ile muhalefet yapma arasındaki bağıntı, siyaset etiği ile dengelenir ve bu çerçevede siyaset iktidarın kararlarının eleştirisi ile iktidarın dikkate almadığı konuları gündeme getirme etrafında şekillenir.
Eleştiri etiği
İktidar eleştirisi, her yapılana her durumda karşı çıkmak biçiminde pek seyretmez, ama böyle davranan siyasal partiler de bulunur. Güçlü muhalefet partileri genel olarak eleştiri yapacakları konuları seçerler, önem sırasına göre sıralarlar, kendi yaklaşımlarına uygun bir siyasal çerçeveye yerleştirirler ve somut gerekçe ile sonuçlara dayandırarak konuyu açıklarlar. Diğer bir ifadeyle eleştiri, iktidarın aldığı bir kararın yanlışlığı ya da eksikliğini olabildiğince açık gerekçelerle ifade ederler. Dolayısıyla seçmen, neyin neden eleştirildiğini anlar. Gelişmiş demokrasilerde muhalefet partileri halkın sadece anlamakla yetinmediğini de bilir ve bu nedenle çözüm yolları da sunar.
Bu tür ülkelerde muhalefet partileri iktidarın uygulamalarından ya da uygulamaktan imtina ettiği konulardan kimin ne zarar gördüğü üzerine eğilir. Zarar hesabının da sadece ülke vatandaşlarıyla sınırlı tutulmadığı, çok daha geniş bir çerçeveden bakılarak başka halkları da kapsadığı hatırlatılmalıdır. Bir yandan ülke vatandaşlarını öte yandan başka toplumları dikkate alan yaklaşım ise, geleceğe yönelik öngörü sahibi olmayı gerektirir. Öngörüde bulunabilmek de, ülke ve dünya gerçeklerini fark edebilmek demektir. Bunları becerebilen muhalefet partileri, genel olarak bir sonraki iktidar partisi haline gelir.
Öneri etiği
Söz konusu süreçte işleyen siyasal etik ise, partiler üstü denebilecek konularda itidalli olma biçiminde kendisini gösterir. Bir ülkede terör, istikrarsızlık, ekonomik kriz ya da başka bir ülkeyle gerilim bulunuyorsa bu durumlar karşısında iktidarın önlem ve politikaları pekala eleştirilebilir. Ancak iktidara talip bir muhalefet partisi, eleştirilerini tam olarak neyin yanlış yapıldığını ve nasıl çözüm geliştirileceğini bildirir ve bunu toplumsal yarar çerçevesinden sunar. Bunları yapmadan sadece eleştiri yapan muhalefet partilerinin ülkenin ve başka toplumların geleceğiyle ilgilenmediğini, sadece iktidar partisinin krizler karşısında bunalmasının peşinde olduğu düşünülür.
Türkiye’de kamuoyu muhalefetten iktidara yönelik eleştirilerle kaplı ve eleştiriler iktidarın hep yanlış yaptığı üzerine. Ancak neden yanlış yaptığını anlamamıza yol açacak, karşılaştırma yapmayı sağlayacak çözüm önerileri bulunmuyor. Üstelik demokratikleşme ya da diplomaside hep “çok ileri gidildiği” eleştirisi yapılıyor, hiç “daha fazlası yapılmalı” denmiyor. Muhtemelen bu durumun nedeni, demokratik gelenek ve etik sahibi yerlerde olmayan, ancak bizde hala müşterisi olan korku kültüründen yarar arama alışkanlığı.
Kaynak: Stargazetesi




















