Obama’nın Ortadoğu’ya seslenişi

Obama’nın Ortadoğu halklarına yönelik konuşma yapması ile konuşmanın içeriği iki ayrı konu olarak ele alınabilir. Bir devlet başkanının Ortadoğu halklarına seslenmeye karar vermesi, onun öncelikle Ortadoğu halkları diye tanımladığı homojen bir kitle varsayımı olduğunu gösterir. Bu genelleyici bakış, söylenen sözlerin genel kalmasına yol açar; ya da söylenenden isteyen istediğini çıkarsın diye beklenir. Bununla birlikte, esas olan bu tür konuşmalar yapmayı gerekli görmektir.

Ortadoğu’da belirsizliğin hüküm sürdüğü gerçeği, varlığını küresel düzeydeki faaliyetlere bağlamış her devlet için kaygı verici. Küresel sistemde birbirinden etkilenmeyen oyuncu yok ve dünyanın herhangi bir yerindeki istikrarsızlığın tüm oyuncuları etkilemesi olası. Bununla birlikte, her oyuncunun aynı oranda ve aynı yönde etkilenmesi söz konusu değil. Üstelik istikrarsızlıklardan olumlu sonuç çıkarmaya meraklı oyuncu sayısı da az değil. Obama konuşma yapma ihtiyacı duyduğuna göre, ABD olumsuzluklardan yarar sağlamaya meraklı oyuncular arasında yer almak istemiyor.

Konuşmak

Obama Ortadoğu halklarına yönelik konuşma yaparak, ABD’nin bölge kaderindeki yerini bir kez daha belirtmek istemiş olmalı. ABD başkanının Ortadoğu’daki gelişmeleri nasıl gördüğü, bundan sonra izlenecek stratejileri ima ediyor ve ne tür bir içeriğe sahip olursa olsun konuşmanın kendisi ABD’nin bölgeye olan ilgi ve alakasını teyit ediyor. Öte yandan hemen tüm Ortadoğu ülkelerinde de Obama ne söyleyecek diye bekleyen, sözlerine anlamlar yükleyen geniş kesimler bulunduğu hatırlatılmalı. Dolayısıyla alıcısı olan bir durum söz konusu.

İspanya ya da Kanada başbakanı Ortadoğu halklarına mesaj vermek ister miydi, verse dinleyen olur muydu? ABD başkanı dinlenip yorumlanıyorsa, konuşma yapmadan konuşma metinleri basında yer alabiliyorsa bu ABD’nin Ortadoğu’daki ağırlığını göstermeye yeter. Ortadoğu’da bu denli ağırlığı olan bir ülkenin lideri de çıkıp açıklama yapma hakkını kendisinde görür. Ortadoğu halklarını hedef alan bir konuşma izlenimi verirken, esasen Ortadoğu’daki iktidarları uyarır; müttefiki Batılı devletlere kendi çizgisinin dışına çıkmamaları gereğini hatırlatır ve aynı zamanda yaklaşan başkanlık yarışı kapsamında Amerikan halklarına dünya görüşünü anlatma imkanı bulur. Kısacası “sana söylüyorum kızım, sen de anla gelinim” durumu gerçekleşir.

Söylemek

ABD Başkanı’nın konuşma içeriği ise “halklar”. Halkların kendi kaderini tayin haklarına destek veren bir ABD profili çiziliyor; bunun nasıl olabileceği hakkında ip uçları belirgin olmasa da, otoriter yapıların bundan böyle desteklenmeyeceği açıkça söyleniyor. Otoriter lideri zaten gözden çıkaran ABD, bundan sonra “çocukların daha iyi bir gelecek” sunacak kesimleri destekleyeceğini söylüyor.

Daha iyi bir gelecekten kastın öncelikle kalkınma ve gelişme olduğu, bunun liberal ekonomik modelleri ve kısmen de liberal demokrasi izlerini içerdiği söylenebilir. Eski rejimlere yaptırımda bulunma, paralarına el koyma, şirketlerine yasak getirme türü tasfiyelerin “sahayı temizleme” anlamına geldiği söylenebilir. Dolayısıyla sahanın askeri güçlerle temizlenmeyeceği bu yolla ima ediliyor; dikkat çekici yönlerden birisi de bu.

Obama, Ortadoğu’ya askeri müdahale döneminin bittiğine işaret edip halkların tercihlerine saygı duyulacağını söylerken aynı zamanda bu halkların El-Kaide gibi radikal grupları ve otoriter liderleri destekleyenleri kapsamadığı uyarısında da bulunuyor. Kısacası Ortadoğu halkları radikalleri desteklemekten kendileri vazgeçerse, ABD’nin kalkınma çıpası sunmaya hazır olduğu söyleniyor.

Kaynak: stargazetesi

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!

Yazar: Orhan YILMAZ