ABD’nin talebi ile ve ’1,5 saatten az olmasın’ ricasıyla gerçekleşen Erdoğan-Obama görüşmesi, ABD yönetiminin dış politikada Türkiye’ye verdiği önemi ortaya koyuyor. 200′e yakın ülke temsilcisinin katıldığı BM zirvesinde çok sınırlı sayıda lidere randevu veren Obama, Libya’dan Suriye’ye, NATO’dan İsrail’e kadar birçok başlık üzerinde konuştu. Obama, NATO radarı ve azınlık mallarının iade kararları nedeniyle Erdoğan’a özel teşekkür etti.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama’nın BM toplantıları vesilesiyle geldikleri New York’ta yaptıkları uzun görüşme, geçen sene İran çatlağından dolayı büyük sıkıntıların yaşandığı iki ülke hükümetleri arasındaki ilişkilerde şu anda gelinen olumlu noktayı tescil ediyor.
Görüşme talebinin ABD’den gelmiş olması, üstelik ’1,5 saatten az olmasın’ ricasında bulunmuş olmaları, Obama yönetiminin dış politikada Türkiye’yi ne denli müstesna bir yere koyduğunu gösteriyor. Zira ABD başkanları 200′e yakın ülkenin liderinin katıldığı BM zirvelerinde çok sınırlı sayıda meslektaşlarına randevu veriyor ve peşinde koşulanlar genelde onlar oluyor.
Düşünce kuruluşu CSIS Türkiye uzmanı Dr. Bülent Alirıza, Obama’nın Erdoğan’la ‘çok özel’ bir ilişkisi olduğunu, ‘model ortaklık’ çerçevesinde Türkiye’yi ABD ile İslam dünyası arasındaki ilişkiyi düzeltme hedefinde ‘ideal partner’ gördüğünü kaydediyor. New York Times’ta pazartesi çıkan bir haberde de Obama ile Erdoğan’ın geçen yıl içinde telefonla dokuz kez konuştuğuna, ABD Başkanı’nın sadece İngiltere Başbakanı David Cameron’la bu sıklıkta temas kurduğuna işaret ediliyordu.
Yer yer senkronizasyon sorunları yaşanmış olsa da, telefon konuşmalarının birçoğu ve salı günkü Obama-Erdoğan zirvesi dahil, son zamanlarda ABD-Türkiye ilişkilerinin merkezinde yer alan konu Arap Baharı ve Suriye. Beşşar Esed’e reform için uzun süre tanıyan Erdoğan hükümeti, rejimin sivillere karşı şiddete bir türlü son vermemesi üzerine ekonomik yaptırımlar noktasında geldi. Washington da Türkiye’ye uzun süredir bu yönde telkinde bulunuyordu. Suriye ile ilgili ABD’nin başlamış yaptırımları olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan, “Bizim yaptırımlarımız neler olabilir, bu konuda dışişleri bakanlarımız müşterek bir çalışmanın içerisine girecekler.” dedi. Askeri müdahale seçeneğinden kaçınan, ama masadan da kaldırmayan iki müttefikin bundan böyle Suriye konusunda çok daha senkronize olacağı anlaşılıyor.
ABD, K.Irak’a kara harekâtına karşı çıkmayacak
Türkiye’nin ABD ile koordineli çalışmak istediği önde gelen konulardan biri ise şüphesiz PKK terörüyle mücadele. Konu ABD için hayati öncelik taşımıyor. Ancak Obama yönetimi, bölgedeki en yakın müttefiklerinden birinin başını ağrıtan terör sorununa ilgisiz kalmayacağını da her fırsatta ihsas ediyor. Erdoğan’la görüşmesi öncesinde basına açıklama yaparken Başkan Obama’nın Ankara’daki terör saldırısından dolayı başsağlığı dilemesi ve terörle mücadelede Türkiye ile ‘güçlü ortak’ olacaklarını bildirmesi bu maksada matuftu. Erdoğan, ABD’nin terörle mücadeleye verdiği desteğin devam ettiğini bildirerek bundan memnuniyetini izhar etti. Amerikan tarafına bir talep listesi ilettiklerini de söyledi. Kaynaklar, Washington yönetiminin Kuzey Irak’ta muhtemel bir kara harekatına olumsuz bakmadığını ifade ediyor.
Erdoğan, ABD Kongresi’nde onay bekleyen insansız hava araçlarının (İHA) kiralanması ya da satın alınması konusunda Obama yönetiminden gelen olumlu sinyallerden de bahsetti. Türk tarafı, Amerikan Kongresi Türkiye’ye kızgın olmakla beraber, İHA’ların silahsız türünde onay sorununun çıkmayacağı ya da kolay aşılacağı ümidinde. Erdoğan, “Predatorlar noktasında öyle zannediyorum ki sıkıntı olmayacak, Predator hususunu çözmeye çalışacaklar.” diye konuştu. Ancak Türk-Amerikan ilişkilerini yakından takip eden bağımsız gözlemciler, işin içine Kongre’nin girdiği konularda çok iyimser konuşmuyor. Öte yandan, ABD’nin Irak’tan çekilmesi sonrasında muayyen sayıda İHA’nın Türkiye’ye konuşlandırılması hususundaki müzakerelerin olumlu gittiği belirtiliyor. Teknik olarak Kongre’nin bu kararı engelleme yetkisi olmadığı içtihadı ağır basıyor.
Lehigh Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Henri Barkey, Amerikan Kongresi’nde Türkiye’ye ilişkin olumsuz havayı her şeyden evvel ‘seçim sezonu’na girilmesine bağlıyor. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde tutan Cumhuriyetçiler, Beyaz Saray kalesini Kasım 2012′de yeniden fethetmek için her fırsatta Demokrat Obama yönetimine zorluk çıkarmaya çalışıyor. Barkey’e göre, Türkiye’nin bazı politikaları Obama’ya çatmak için bir ‘mazeret’ olarak kullanılıyor. Son dönemde Gazze ablukası ve Mavi Marmara saldırısından dolayı Türkiye’nin İsrail’e karşı sertleşmesi bu ‘mazeret’lerden biri. CSIS’ten Bülent Aliriza, Cumhuriyetçilerin Yahudi lobisiyle de ‘aynı kulvarda’ olduğuna işaret ediyor.
İsrail destekçisi 12 Demokrat ve Cumhuriyetçi senatör, Başkan Obama’ya ortak bir mektup yazarak BM zirvesinde İsrail’e sahip çıkması çağrısında bulundular. Palmer raporundan sonra Başbakan Erdoğan’ın ‘İsrail karşıtı söyleminden rahatsız olduklarını’ da ifade ettiler. “İsrail’e bölgedeki hükümetler ve şahıslar tarafından devam eden tehditlere ya da İsrail’i uluslararası veya diğer forumlarda gayri meşru kılma çabalarına göz yummayacağımızı açıkça ortaya koymalıyız.” dediler. Obama’ya Erdoğan görüşmesi öncesinde yedi senatör tarafından gönderilen bir başka mektupta ise Türkiye’nin İsrail’e yönelik ‘konfrontasyon, hatta husumet’ politikasına kaydığı öne sürüldü. Ve Obama, bu gidişatı tersine çevirmek için ‘diplomatik hücum’ başlatmaya davet edildi.
İsrail gerginliği gündeme geldi
Bu iç siyasi ortamın tesiriyle ve Ortadoğu’daki en önemli iki müttefikinin kavgasından kaynaklanacak muhtemel stratejik kayıplardan dolayı Başkan Obama, Erdoğan’la görüşmesinde İsrail’le tansiyonun düşürülmesi meselesini genişçe gündeme getirdi. Görüşmeye katılan Beyaz Saray yetkililerinden Elizabeth Sherwood Randall, Başkan’ın toplantıda ‘Türkiye-İsrail arasındaki meselenin çözüldüğünü görmeye ilgisini vurguladığını’ kaydetti. Obama, usturuplu bir üslup kullanmış olsa gerek ki, Başbakan Erdoğan, “Doğu Akdeniz’de, uluslararası sulardaki deniz ve havadan gemilerimize yapılmış olan saldırı hususunda haklılığımızı teyit ediyorlar ve bu konuda bizim şu andaki tavrımızın aynen devam edeceği istikametindeki kararlılığımızı da… Burada, farklı bir yaklaşım içerisine de doğrusu Sayın Başkan da girmedi.” şeklinde konuştu. Diplomatik kaynaklara göre, Amerikan yönetimi İsrail hükümetinden özür ve tazminat kararı çıkartmak için hala gayret sarfediyor.
Erdoğan, Filistin’e şimdiye dek devlet statüsü tanınmayarak yapılan ‘yanlış’ın düzeltilmesi gerektiğini vurgularken, “Temenni ederim ki bu sürece Amerika da gerekli olan desteğini verir.” dedi. Ancak mevcut konjonktürde bunun bir temenniden öteye geçmesi beklenmiyor. Diğer yandan Türkiye’nin Filistin’in devlet olarak tanınma gayretlerine verdiği desteğin Obama yönetimiyle ilişkilerde ciddi bir çatlak oluşturması da yüksek ihtimal görülmüyor. Zira Türkiye, ABD için Barkey’in tabiriyle ‘her şeyin içinde’ olan önemli bir ülke.
Düşünce kuruluşu CAP uzmanı Matthew Duss, bir önceki yönetiminin aksine, Obama’nın Türkiye’yi ‘bölgesel bir lider’ olarak gördüğünü, çok zaman ayırdığını kaydediyor. Duss, Washington’da Erdoğan’ın “İsrail’i kullanarak” bölgede kendi profilini yükseltmeye çalıştığı yönünde kanaatler bulunduğuna da işaret ediyor. Ancak Obama’nın ikili görüşmede Erdoğan’a bu tür endişeleri ihsas etmediği anlaşılıyor.
NATO füze kalkanı projesi çerçevesinde Malatya Kürecik’e radar yerleştirilmesine Ankara’dan onay çıkmasına çok sevinen Amerikan yönetimi, Başbakan Erdoğan’a teşekkürlerini bizzat Obama’nın ağzından iletme imkanı da buldu. Bu arada Türk tarafı, Obama yönetimini ‘ABD radarı’ ifadesini kullanmaması yönünde uyardı. Hükümeti iç politikada zora sokan bu tabir, teknik olarak da kafa karıştıyor. Zira Başbakan Erdoğan’ın da basın toplantısında izah ettiği gibi, radar sistemi Amerikan malı olmakla birlikte, NATO’nun ortak komutasına girmiş olacak. Türkiye’nin radarla toplanacak bilgilerin NATO dışı ülkelerle (mesela İsrail) paylaşılmaması talebine ise Washington’da genelde sıcak bakılmıyor ve uygulanılabilir bulunmuyor.
Obama’dan Erdoğan’a bir başka teşekkür de, hükümetin bazı gayrimüslüm azınlık mallarını iade etme kararı için geldi. Ankara’nın İran’ı rahatsız eden radar kararı, azınlık jesti ve Suriye’ye resti, muhalefet salvolarıyla sarsılan ve İsrail lobisinin baskısı altında olan Obama yönetiminin ulusal çıkarları için hayati bulduğu Türkiye’yle ilişkileri Washington’da savunmasına yardımcı olacak.
Kaynak: Zaman




















