Sarkozy’nin Açıklamaları ve Kafkasya Temasları

Sarkozy’nin Ermenistan’da yaptığı açıklamalar sadece Fransa’nın Ermeni iddialarını tanıyan genel yaklaşımını yansıtması bakımından değil, aynı zamanda Türkiye’ye yönelik verdiği mesaj açısından da hem Türkiye’de hem de Azerbaycan’da tepkiyle karşılandı. Fransa’da Ermeni diasporasının politik sistem içinde belirli bir etkisinin olduğu bilinmektedir. Seçim dönemlerinde Fransız politikacılar Ermeni oylarını alabilmek için popülist bir anlayışla soykırım iddialarına vurgu yapan ve Ermenistan’a da destek içeren mesajlar verirler. 2012’de yapılacak olan Devlet Başkanlığı seçimlerinden önce Sarkozy’nin açıklamalarını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Ayrıca Fransa Devlet Başkanı’nın Güney Kafkasya Cumhuriyetlerine yaptığı geziye Ermenistan’dan başlaması da dikkat çekicidir. Azerbaycan petrol ve doğal gaz kaynaklarıyla, nüfusu ve geliriyle Güney Kafkasya’da en önemli ülke olmasına ve Fransa’nın enerji alanında bu ülkede çıkarları bulunmasına rağmen Sarkozy önceliği Ermenistan’a vermiştir. Bu durumu Azerbaycan’ın da dikkatle değerlendirmesi gereklidir.

Fransa’nın bir diğer özelliği Dağlık Karabağ sorununu çözmek üzere oluşturulmuş olan AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlarından olmasıdır. Minsk Grubunun sorunu çözmek konusunda başarısızlığının yanında, özellikle Fransa tarafsız bir çizgide duramamıştır. Mart 2008’de BM Genel Kurulu’nda işgal altındaki Azerbaycan topraklarının durumu başlıklı bir karar tasarısı kabul edilmiştir. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapan ve Ermeni kuvvetlerin işgal altındaki Azerbaycan topraklarından çekilmesini isteyen karar tasarısına AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlarının olumsuz oy kullanması Minsk Grubuna yönelik olarak Azerbaycan’ın güvenini sarsmıştır. AB içerisinde AGİT Minsk Grubunda Fransa’nın eşbaşkanlıktan alınıp orada AB’nin temsil edilmesi tartışılmaktadır. Fransa bu öneriye şiddetle karşı çıkmaktadır.

Orta Doğu’da ve Kafkasya’da kapasitesinin üzerinde bir rol oynamaya çalışan Fransa, faaliyetlerini AB kimliği ile değil Fransa kimliğini ön plana çıkartarak gerçekleştirmektedir. Libya’daki krize yönelik politikası buna örnektir. Türkiye tarihi ve kültürel nedenlerle Fransa’dan daha fazla yumuşak güce sahip olduğu Orta Doğu ve Kafkasya’da giderek etkisini artırmaktadır. Üstelik “Arap baharı” adı verilen dönüşüm ile halkların yönetimlerde daha fazla söz sahibi olacağı bir yapının ortaya çıkmaya başlaması ortamın ileride daha da fazla Türkiye lehine olacağını göstermektedir. Bu durum Fransa’yı rahatsız etmektedir. Türkiye’nin AB üyeliğine de karşı olan Sarkozy, Ermeni iddialarını üyeliği engellemek için bir araç olarak görmektedir. Tarihi gerçekleri çarpıtan ve kendi tarihi ile ilgili olarak da bir yüzleşme içerisinde olamayan Fransa’nın Devlet Başkanı’nın Türkiye’ye söyleyecek bir sözü olamaz.

Sarkozy’nin Güney Kafkasya gezisine bakacak olursak; gezinin Ermenistan ayağında iç politikaya yönelik mesajlar dikkat çekti. Azerbaycan ziyaretinde ise enerji alanında iki ülke arasındaki işbirliği asıl vurguydu. Dağlık Karabağ sorununda AGİT Minsk Grubu çerçevesinde görüşmelerin yeniden canlandırılması ve Sarkozy’nin bu konuda fazla iyimser yaklaşımı da bir diğer dikkat çekici noktadır. Sarkozy’nin Dağlık Karabağ sorununun çözümünde yeni bir açıklama ve önerisi olmamıştır. Sarkozy’nin Ermenistan ziyaretinde Dağlık Karabağ’daki mevcut statükonun sürdürülebilir olmadığını açıklaması, Azerbaycan’da olumlu karşılanmıştır. Ancak Sarkozy Azerbaycan topraklarının işgalinin sona erdirilmesi ve BM kararlarının uygulanmasına ilişkin bir yaklaşıma sahip değildir. Sarkozy’nin Gürcistan ziyareti ise Ağustos 2008 Rusya-Gürcistan çatışması sırasında ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili tartışmalara konu olmuştur. Sarkozy AB Dönem Başkanı sıfatıyla kriz sırasında Medvedev’le görüşmüş ve altı maddelik bir İlkeler Deklarasyonu kabul edilmişti. Ancak bu deklarasyona göre Abhazya ve Güney Osetya’nın statüsü uluslararası bir tartışmayla karara bağlanacakken Rusya Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımıştır. Temaslar sonucu Rus kuvvetlerin Abhazya ve Güney Osetya dışındaki Gürcistan topraklarından çekilmesinin sağlanmasını elde edebileceğimiz en maksimum sonucu aldık diye ifade eden Sarkozy, Gürcistan’da bazı çevrelerin tepkisiyle de karşılaşmıştır. Gürcü Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Vakfı (Georgian Foundation for Strategic and International Studies) Başkanı Alexander Rondeli Sarkozy’nin maksimum sonuç olarak ifade ettiği durumun Rus kuvvetlerin daha önce işgal ettikleri toprakların ötesinde Ağustos 2008’de işgal olunan alandan çekilmesinin sağlanması olduğunu bunun bir kazanım olmadığını ifade etmektedir.

Fransa gerek AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlarından birisi olarak Karabağ sorununun çözümünde gerekse Ağustos 2008 ve sonrasında Abhazya ve Güney Osetya sorunlarında etkili bir aktör olamamıştır. Üstelik AB’nin bir bütün olarak daha etkili bir oyuncu olabileceği bu alanlarda, AB’nin rolünü çalıp Fransa kimliğini ön plana çıkarması AB’nin etkinliğine zarar vermektedir.

Prof. Dr. Kamer Kasım

Kaynak: Usakgundem

VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!

Yazar: Orhan YILMAZ