>
| GÜNLÜK DEĞERLENDİRMELER |
|
Uzun zamandan beri Türkiye-Ermenistan sınırının açılacağı yönündeki tartışmalarda önemli gelişme 22 Nisan 2009 tarihinde gece saat 23.55’te Türk Dışişleri Bakanlığından gelen resmî açıklamayla yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlıkları ile İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı’nın Ortak Açıklaması olarak yayınlanan belgede “Türkiye ve Ermenistan, İsviçre’nin arabuluculuğunda, ikili ilişkilerini normalleştirmek; iyi komşuluk ve karşılıklı saygı çerçevesinde geliştirmek ve bu suretle tüm bölgede barış, güvenlik ve istikrarı ileri götürmek amacıyla yoğun çaba göstermektedirler. İki taraf, bu süreçte somut ilerleme ve karşılıklı anlayış sağlamış ve ikili ilişkilerinin her iki tarafı da tatmin edecek şekilde normalizasyonu için kapsamlı bir çerçeve üzerinde mutabık kalmışlardır. Bu çerçevede, bir yol haritası belirlenmiştir” denmekteydi.
ABD ve AB Süreçten Memnunlar
Anlaşmanın 24 Nisan öncesi yayınlanması, bir taraftan ABD tarafından ifade edileceği beklenen, fakat son dönemde daha düşük bir ihtimal haline gelen “soykırım” ifadesinin kullanılmayacağı yönündeki kanaati daha da kuvvetlendirdi. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood, yaptığı yazılı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu konudaki politikasının, uzun bir süredir, normalleşme sürecinin ön şartsız ve makul bir süre içinde gerçekleşmesi gerektiği yolunda olduğunu belirtilmiştir. Açıklamanın detayında ise şöyle denmektedir: ‘Ermenistan ve Türkiye’nin, üzerinde mutabık kalınan çerçeve ve yol haritası doğrultusunda ilerlemelerini istiyoruz. İki hükümetle de normalleşme sürecinin desteklenmesi yolunda birlikte çalışmayı ve böylece tüm bölgede barış, güvenlik ve istikrarın geliştirilmesini bekliyoruz.’ Benzeri bir açıklama da Avrupa Birliğinden gelmiştir. Avrupa Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını desteklediklerini söylerken görüşmelerin AB üyelik sürecine olumlu yansıyacağı mesajını vermiştir.
Yol Haritasındaki İşaretler
Üzerinde mutabakat sağlanmış “Yol Haritası” şu maddelerle özetlenmektedir:
a) Sınır tanımı
Varılan mutabakata göre Ermenistan 1921 yılında imzalanmış Kars Anlaşmasını tanıyacak ve Türkiye’deki toprak iddialarından vazgeçecek. Ne var ki, Anlaşmanın tanınması ve Türkiye’nin toprak bütünlüğüne karşı her hangi bir iddiada bulunmama sözü toprak iddiasından vazgeçmek anlamına gelmez. Toprak iddiasından vazgeçmek, Ermenistan’ın belli adımlar atmasını gerektirmektedir. Bu adımlar arasında Ermenistan’ın devlet armasında değişiklik yapmak, Türkiye’ye karşı toprak iddiasının yer aldığı Bağımsızlık Bildirgesine atıfta bulunan Ermenistan Anayasasının başlangıç hükmünde değişikliğe gitmek gibi önemli düzenlemelerin yapılmasını gerektirmektedir.“Sınır tanımı” önemli bir şart olduğu için “sınır kapısının açılması”yla paralel yürütülmemeli, daha öncelikli bir şart olarak güvenceye bağlanmalıdır. Oysa sadece “sınır tanıma” dekoratif bir açıklama olmanın ötesine gidemeyecektir.
b) Karabağ konusu ön şart değildi
Mutabakatta Karabağ ve işgal konusu her hangi bir şart olarak geçmemektedir.
c) Yeni komisyon
Ermeni İddiaları ile ilgili yeni bir komisyon oluşturulacak, komisyona üçüncü ülkeler katılabilecektir. Komisyonun nasıl oluşturulacağı, nasıl bir statüye sahip olacağı belirsizdir. En önemlisi ise, komisyonun “soykırım olmamıştır” şeklinde bir karara varması, Ermenistan’ın bu iddiadan vazgeçmesi sonucunu doğurmayacaktır. Nitekim Ermenistan iktidarı tüm bu süreç boyunca hiçbir zaman “soykırımın tanıtılması davasından” geri adım atmayacaklarını resmen açıklamışlardır. 24 Nisan 2009’da Ermenistan Cumhurbaşkanı 1915 olayları ile ilgili yayınladığı açıklamada, “94 yıl önce Osmanlı Türkiye’sinde Ermenilerin planlı bir şekilde soykırıma maruz kaldıklarını, Ermeni halkının önemli bir kısmının soğukkanlılıkla öldürüldüğünü” ifade ederek “Ermeni soykırımının dünyada tanınması ve yargılanmasının, tarihî adaletin yerini bulmasının Ermeni halkı ve devletinin bir görevi” olduğunu söylemiştir.
d) Sınır kapısının açılması
Sınır kapısının açılmasına ilişkin kısmen kamuoyuna yansımış bilgilere göre sınır aşamalı olarak açılacaktır. Sınırdan, önce transit geçiş sağlanacak, ardından ikili ticaret için geçişe izin verilecek, daha sonra ise resmî pasaportla geçişe müsaade edilecektir. Son aşama olarak tüm pasaportluların geçişine izin verilecektir.
Fakat “aşama”ların hangi detayları içerdiği, hangi şartlara bağlandığı ve karşılığında hangi adımların beklendiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, “aşamalı sınır kapısı açma” politikası, Türkiye’nin çıkarları ve Azerbaycan-Türkiye ilişkileri açısından sakıncalı görünmektedir. Bu açıdan bakıldığında söz konusu Yol Haritasının, Avrupa ve ABD’nin takdirleri dışında, Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda her hangi somut bir sonuç getirmeyeceği ileri sürülebilir.
Azerbaycan-Türkiye İlişkilerindeki Gerginlik Çözüm Bekliyor
Azerbaycan tarafı bu konudaki endişesini dile getirirken iki önemli nokta dikkat çekmektedir. Birincisi, Azerbaycan, süreçle ilgili olarak Türkiye tarafından yeterli bilgi almadığını dile getirmektedir. Nitekim bu süreçte, sınırın açılmasına ilişkin Ermenistan-Türkiye arasındaki görüşmelerin içeriğine dair bilgiler, üçüncü taraftan, Rusya’dan alınmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye’nin “Azerbaycan’ı her aşamada bilgilendirdik” açıklamasına karşılık, Azerbaycan tarafı soyut bir şekilde “bilgi alışverişinde bulunuldu” ifadesini kullanarak, bunu kesin teyit edecek hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Bir bilgi mübadelesi sağlanmışsa bile, Azerbaycan ve Türkiye arasında sürece ilişkin sağlam bir koordinasyonun sağlanmadığı muhakkaktır.
İkinci önemli nokta ise, Azerbaycan tarafının, sınır kapısının açılmasının Karabağ’daki işgalden ayrı ele alınmasını kabul etmeyeceği uyarısıdır. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak istediği ülkeyle ikili ilişki kurma hakkına sahip olduğunu fakat Ermenistan ile gerçekleştirilen görüşmelerin Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesiyle paralel yürütülmesi” gerektiğini açıklarken sınır kapısının açılması konusundaki rahatsızlığını bir kez daha dile getirmiştir.
23 Nisan 2009 tarihinde Abdullah Gül’ün İlham Aliyev’le yaptığı telefon görüşmesinin ardından, Erdoğan’ın “yarın Azerbaycan’a gidebilirim” açıklaması kamuoyunda ne zamandır beklenen bir üst düzey ziyaret açısından önemli sayılabilir. Fakat bu ziyaretin ikili ilişkilerin onarımından ziyade, mevcut “Yol Haritası” üzerinde mutabakat sağlanması yönünde olacağı için Azerbaycan-Türkiye ilişkilerindeki iletişim, koordinasyon ve güven sorununun giderilmesi için beklemek gerektiğini söyleyebiliriz.
kaynak ASAM





















>Pislikte ısrar eden milletler hep yok olmuştur. Ermeniler ancak Allah ın gazabına uğramışlardır. Bakalım tüm pisliklere kucak açan Amerika gök ve yer Yaratanınken ne kadar daha tutunacak, bakalım üstüne kaç taş yağacak. Modern taşlar olacağa benziyor, bakalım göreceğiz.ermeni soykırımı bir yalandır, emperyalizmin yalanı ve onun kucağına oturan yunan ve ermeni sürülerinin yalanı. Yunanlılar ve Ermeniler bildiğimiz gibi aşırı Amerikancıdırlar, kimilerine göre ABD nin köpeği. Ermeni Katliamını dünyaya kabul ettirme günüdür. Ermenilerin soykırım yapmaya çalıştıkları, müslümanları katlettikleri müslüman ülkelerce de kabul edilmeli. ABD nin her şekilde müslüman ülkelere olan düşmanlığı arttırdığı ve tam aksini vaaz ederken kendi içinde gizlice müslüman düşmanlığını körüklediği ve bu oluşumların önünü farklı boyutlarda açtığıda bilinmeli.http://www.ermenisorunu.gen.tr/http://www.angelfire.com/rnb/atadiyar/ata1d.htmlhttp://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/kitap.asp?kitap=991http://www.1915ermeniyalani.org/index.htmhttp://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=8262http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=1659
>Batılı emperyalist güçlerim Türkiye gibi çok önemli bir stratejik yere sahip olan bir devleti başı boş bırakması beklenemez Bir şekilde kafamızı meşgul bırakacaz bizi asıl amacımızdan saptıracak işlerle uğraştırmaktadırlar amaçları bizi kontrolleri altında tutup uluslararası arenadaki etkinliğimizi en aza indirmektir.Ama inanıyorum ki tüm bu çirkin emelleri birgün son bulacak ve güç bizim lehimize dönecektir bize düşen daha bilinçli tarihini bilen değerleri olan inançlı ilimli gençler yetiştirmek bu yapılmaması için ayrı bir çabaları da vardır icimizdeki cevherin farkınd olalım.Orhan YILMAZ