Türkiye’yi Dışlayan Dışlanır

NATO Libya’da erken pes ediyor.

NATO Genel Sekreteri Rasmussen “Libya’daki krize askeri çözüm yok, siyasi bir çözüme ihtiyacımız var” demeye başladı bile.

Kısacası Libya semalarını dolduran NATO jetlerinin coşkusunu düşünceli bir bekleyiş almış durumda.

Afganistan ve Irak’taki hikâye de aynı. Büyük umutlarla girilen bu iki ülkede sorunlar derinleşti. Terör sorunu yaşamayan Irak müdahale sonrasında ‘terör okulu’ haline geldi. Amerikalıların Irak ve Afganistan’da katlettiği sivil sayısı 1 milyonu buluyor. Milyonlar göç etti, müdahalenin bedeli tüm dünya için trilyonlarca dolar oldu. Belki de bu nedenle Obama Libya’ya müdahalede en ön saflarda yer almaktan kaçınıyor.

Batı Ortadoğu’da bataklıklara saplanırken Türkiye’nin tavrı hep aynı oldu. Örneğin Irak’ta Türkiye askeri seçeneğe soğuk baktı. Tezkere meclise gelirken dahi Amerikalılar uyarıldı. Türkiye, Afganistan’a asker gönderdi, ancak diğer müttefiklerden çok farklı bir çizgide politika izledi. Bugün bayrağını Afganistan’da korkmadan dalgalandırabilen tek ülke Türkiye… Bağdat sokaklarında bayrağını arabasına takarak gezebilen tek başbakan da Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı Tayyip Erdoğan. Geçenlerde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün Yemen ziyaretleri aynı günlere denk gelmişti. Bayan Clinton sokağa çıkamadı bile. Kale gibi elçilik duvarları arkasında, olağanüstü korumalarla ziyaretini gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Gül ise elini kolunu sallayarak başkent San’a sokaklarında dolaştı. Cumhurbaşkanı Gül sadece Yemen’de değil, Ürdün’de, Suriye’de ve diğer bölge ülkelerinde de hem Batılılardan, hem de o ülkelerin devlet başkanlarından çok daha rahat hareket edebiliyordu.

Bölgenin kutup yıldızı

İç gerilimlerimiz nedeniyle Türkiye’nin bölgedeki yumuşak gücünü zaman zaman fark edemiyoruz. Oysa ki Türkiye kavga eden tüm tarafların saygısını uyandırıyor. Birbirine kurşun atanlar Türkiye’ye saygıda birleşiyorlar. Ortadoğu’da Türkiye gerçeği her alanda kendisini hissettiriyor. Araplar her akşam Türk dizilerini izliyor… Marketler Türk malları ile dolu… Milyonlarca Arap ve İranlı her yıl Türkiye’ye akıyor… Türkiye hem Müslüman, hem demokrat, hem de gelişmiş olmanın yaşayan neredeyse tek örneği olarak tüm Arap ülkelerine ilham veriyor. Bölgenin kutup yıldızı olarak Türkiye, ekonomik, siyasi ve askeri gücüne ek olarak, bu sayede özel bir yumuşak güce ulaşıyor.

Buna rağmen Batı Türkiye’nin özel gücünden yeterince yararlanamıyor. Çünkü bölgedeki tekellerinin hala devam ettiğini sanıyorlar. Değişen dünyayı ve onun içinde yükselen Türkiye’yi hazmedemiyorlar… ‘Hayır diyebilen Doğulu’ düşüncesi onları endişelendiriyor. Ancak Türkiye’yi bölgede dışlamak Batı için maliyetsiz değil. Türkiye yaklaşımı dışlanınca, bunun yerine İsrail yaklaşımı veya Fransa yaklaşımı geliyor. Son derece hoyrat ve çatışmacı bu yaklaşımlar bölgenin ince dengelerini gözetmediği gibi, sorunları olabildiğine derinleştiriyor. Libya’da da böyle oldu. Sarkozy’nin aceleciliği sonucunda Libya üzerine bırakılan bombalar sadece bu ülkede değil, tüm bölgede süreci daha zorlu bir hale getirdi.

Sonuç olarak, ne yazık ki Batı da bazı konularda deneme yanılma usulüyle öğreniyor. Bu bağlamda Batı’nın Türkiye gerçeğini anlaması zaman alacak. Fakat Türkiye’yi dışlamanın sadece bir ülkeyi dışlamak olmadığını, gerçekleri dikkate almayanın bunun bedelini gerçek olmaktan çıkmakla ödeyeceğini onlar da öğrenecekler. Bunu söylerken Türkiye’nin gücünün de güçsüzlüklerinin de farkındayız elbette. Türkiye şu an için tek başına bölgeyi dönüştürebilecek bir güce sahip değil. Fakat Türkiyesiz bölgenin dönüşmesi de aynı oranda imkansız.

 

Prof. Dr. Sedat LAÇİNER: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öğretim üyesi & USAK Bilim Kurul Üyesi
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!

Yazar: Orhan YILMAZ