Bölgedeki iki güçlü devlet karşı karşıya neden özürmü, yoksa güçlerin paylaşımımı? Daha doğrusu İsrail’in güçüne karşı, karşı bir güç olarak ortaya çıkan Türkiye Cumhuriyeti devleti’nin itibar ve liderlik olarak görme arzusunda olan Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri, Türkiye’yi, Osmanlının tekrardan uyanışı gibi görmesi, İsrail’i biraz olsun rahatsız etmiştir.
İsrail, Ortadoğudaki hakimiyet üstünlüğünü ve güvenliğin tek güçlü hakimi olarak, kendisini görmesi çok güzel stratejik planlarıylan; ( İngiltereye, Amerika Birleşik Devletlerine, Fransa ve Rusyaya ) inanılmaz derecede varlığını kabullendirip her kıtada kendisinin olduğundan fazla güçlü olduğunu ispatliyor, tüm dünyaya.
Türkiye’nin güçlenmesi ve Ortadoğuda lider olarak algılanması bölge ülkeleri gibi batılı ve güçlü, sanayi ülkelerinde de itibar görmesine neden olucaktır ve oluyorda , tıpkı İsrail stratejisinde olduğu gibi, bunu bilen İsrail bu güçün önüne geçmek için her yolu deniyor. Nitekim kozlar acık acık masa üstüne bırakıldı artık dönüşü olmayan yollardayız, her iki devlet olarak.
Türkiye, Nato’ya üyelikte israili veto edecek ve Birleşmiş Milletlerde Filistini tanıyacak, Akdeniz’de seyrüsefer ilan edip güçün ve donanmanın karşı karşıya gelmesi an meseli artık.
Tüm bunlara karşı İsrail varlığını fazlasıyla Türkiyeye hissetirecektir her platforma, İsrail Başbakanı Netenyahu bu ay sonu Amerika Birleşik Devletlerine gidecek ve büyük ihtimal olarak Türkiye’ye karşı Ermeni lobileriylen görüşecek ve destekleyecektir. Aynı zamanda İsrail hükümet ve askeri Türkiye’de demokratik özerkliği dolaylı olarak destekliyeceklerdir. Nitekim gecen ay gazetelerinde Kürtlerin de kendi ülke kurmaları için tanıyalım ve tanınmalıdır diye düşünceleri aşikar olarak basında yayınlaşmıştır. Bilinmelidir ki Dünya basının, özellikle medya ayağı olarak büyük bir çoğunluk hissesi İsrail kontrolu altındadır, bunu kullanacaklardır.
Türkiye ve İsrail milyar dolarlık ticaret hacmine sahipler, İsrail 7.300 bin nüfusuylan, Türkiye’ye 75 milyon nüfusa, askeri, yazılım, teknolojik ve tohum başta olmak üzere milyar dolarlık ihraçat yapıyor, ve en önemlisi İstikbarat olarak bizden çok daha öndeler ve biz bu konularda hala israil’e bağımlı bir ülkeyiz. İsrail kendi nüfusu’nun 10 katından fazla bir nüfusa ihracat yapıyor, bu onlar için inanılmaz bir pazar ve bunu asla kayıp etmek istemezler, bunu İsrail ekonomisi ve hükümeti çok iyi biliyor. İngiltere’de de yayınlanan yazılı basında bunu ve özellikle askeri alanda bir sorun yaratacağını ekonomik olarak belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır.
Bu iki güçün rol paylaşımı ve dikleşmeleri gelişmiş Dünya ülkelerini bile tedirgin ediyor. Bu ekonomik sıkıntılarla, ayaklanan ve rejim deyişen bu sıcak gündemde lider olma, Ortadoğuda söz sahibi olma düşüncesi ve tavrı hiç ummadık sonuçlarlan karşı karşı kalınılabilir.
Başka bir seneryoyu hatırlarsaksa;
Büyük Ortadoğu Projesi, Büyük Ermenistan Projesi ve Mezopotanya’da Büyük İsrail Projesi, bunların oluşması için alt yapımı hazırlanıyor. Gelecek zamanda enerji gibi, suyun ve tahılın aşırı derecede kıymetleneceği biliniyor ve olan tüm projeler su havzasının yoğun olduğu yerde, tahılın ilk toprağa düştüğü yerde, tüm bunların şekillenmesi geleçegin planı olduğunu bize gösteriyor. Neden bu bölgeler, ve neden Amerika Birleşik Devletinin isteği doğrultusunda Nato adı altında Diyarbakır’da radar sisteminin tekrardan kurulması ve bölgenin izlenmesi, Irak kendi toprakları dururken, asıl amaç İsrail’i korumak mı, yoksa olası bir İran ve Suriye operasyonunda dört bir yandan yoğun bir bombardıman mı ?
İbrahim Taşkıran
itaskiran@windowslive.com




















