Uluslararası ilişkilerde Suriye buhranı

Osmanlı devleti döneminde Suriye, Lübnan, Filistin ve Ürdün topraklarını da içine alan Şam vilayeti içinde yer almaktaydı. 19. yüzyılda sanayi devrimi sonrası Avrupa’nın yeni pazarlara ihtiyacı, bölgeyi Batılılar için önemli bir uğrak yeri yaptı.

Avrupalı tüccarlar, her fırsatta bölgenin kıyı şehirlerine uğrarlardı. Batı etkisi ve Batılıların gelişini kendi çıkarları ile uyumlu bulan büyük bir Hıristiyan toplumun varlığı da bu durumu kolaylaştırdı. Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı Devleti’nin parçalanması ile Batılılar tarafından oluşturulan ülkelerden birisi de Suriye’dir. Nitekim savaş sonunda ülke 26 yıl Fransız yönetiminde kaldıktan sonra, 1946 yılında bağımsızlığını kazanmıştır.
Bugün Suriye, 185 bin km2 yüzölçümü ve yaklaşık 21 milyon nüfusu ile Türkiye’nin en uzun kara sınırına sahip olduğu ülkedir. Nüfusunun % 74′ü Sünnî Müslümanlardan oluşmaktadır. Ülkede 2 milyon dolayında Hıristiyan bir topluluk da yaşamaktadır. 2010 verilerine göre Suriye’nin Gayrı Safi Millî Hasılası (GSMH)  60 milyar$ dolayındadır.
Ülkeyi Arap Sosyalist Baas Partisi yönetmektedir. Partinin liderliğini ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığını; 1970 sonrası 30 yıl süreyle baba Hafız Esad, 2000 yılında babasının ölümünden sonra ise oğlu Beşşar Esad üstlenmiştir.
Arap coğrafyasında filizlenen siyasî özgürlük talebi, Kasım 2010’da Tunus’tan başlayarak Soğuk Savaş dönemi tek adam yönetimlerini derinden sarsmıştır. Nitekim daha önce Tunus ve Mısır’da, Bugün Suriye’de halk, sokağa çıkmıştır. Ancak derin tarihî tecrübe ve köklü bir medeniyete sahip bu coğrafya, değişim ve değişime karşı duruş dolayısıyla büyük acılarla da mustarip kalmıştır. 
Nitekim Suriye’de ilk nümayişler 2011 Ocak ayında görülse de,  güneydeki Dara şehrinde 15 Mart 2011’de başlayan gösteriler sonrası, ülkede şiddetin önü alınamadı. Suriye Ordusu, Dara, Halep, Hama ve Homs gibi birçok şehri kuşatma altında tutmaktadır. Muhalifler ise Özgür Suriye Ordusu adı altında silâhlı mücadeleye yönelmiştir. Muhalifler Şam’ın kenar mahalleleri dâhil birçok yerleşim merkezinde denetimi ellerine geçirmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre, 10 ayı aşkın süre içinde ülkede, 5 bini sivil olmak üzere 7 bin dolayında can kaybı yaşanmıştır.
Arap Birliği, Katar ile birlikte BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçmesi çağrısında bulundu. Fakat Suriye’nin ele alındığı New York’taki BM Güvenlik Konseyi toplantısı, herhangi bir karar alamadan sona erdi. Güvenlik Konseyi’nin geçici üyesi Fas’ın sunduğu, ABD ve Avrupa’nın da destek verdiği karar tasarısı, Beşşar Esad’ın 15 gün içinde yönetimden ayrılmasını da içeriyordu. Ancak Rusya ve Çin herhangi bir ülkede rejim değişikliğine kapı aralayacak böyle bir kararı veto ettiler.
Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin çatışmayı alevlendirecek ve nihayetinde bir askerî müdahaleyi haklı gösterecek yaptırımlara yönelmesine karşı çıkmaktadır. Çin de Suriye buhranı ile ilgili BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ile birlikte hareket etmiştir. Rusya’nın teklifi, Esad yönetimi ve Suriye muhalefetinin Şam, Kahire ya da Moskova’da bir araya gelmesi ve görüşmeleridir. Arap Birliği ve Batı’nın, Suriye buhranında “insanî müdahale” gerekçesi karşısında, Rusya ve Çin “Egemen devletlerin iç işlerine müdahale etmeme” ilkesini öne sürmektedirler. 
Batı, Suriye’ye bir müdahaleyi şimdilik zamana bırakmış görünüyor. Daha önce Libya müdahalesi yaşandı. Ancak Libya gerek petrol gerek tabiî gaz bakımından Batının çıkarları için hayatî önemdeydi. Ayrıca Libya’da düzenli bir ordu bulunmamaktaydı. Suriye bu bakımdan Libya’dan ayrılmaktadır. Bugün ülkede iktidarı elinde bulunduran Esad yönetimi, genel olarak ordu ve istihbaratın bütün imkânlarına sahiptir. Ayrıca Kuzey Kore, Pakistan ve Rusya’dan askerî ve teknik yardım alan Suriye Ordusu, sadece kara birliklerinde 215 bin personel istihdam etmektedir. Sonuçta Suriye rejiminin kullandığı şiddet karşısında uluslar arası aktörler şimdilik suskun kalmayı tercih etmiştir.
Kaynak: yeniasya.com.tr
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.17_1161]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!

Yazar: Orhan YILMAZ