
– 08 Haziran 2009Kategori: Makale-Analiz-Rapor
Uyan Ey Gençlik!
Bir genç olarak Türk gençliğinin ne durumda olduğunu hep merak etmişimdir. Bu merakımın nedeni sizlerinde bildiği üzere bugünün genç neslinin ülkenin geleceğin de büyük rol oynayacak olmasındandır. Ülkemizin uluslararası konjonktürdeki yerinin belirlenmesinde temel etken gençlik olacaktır. Bu gençlik ya ülkesini yüceltecek ya da yerin dibine batıracaktır, ya Dünya’yı değiştirecek ya da kaosa sürükleyecektir. Bu yüzden gençliğin ülke içindeki statüsü her zaman büyük önem arz etmiştir. Gençlik bir ulusun gelecekteki en önemli potansiyel güç unsurudur.
Yıllardır ülkemizin genç nüfusuyla övünür dururuz. Genç nüfusun gücünden ve ülkeyi güçlü bir konuma yükselteceğinden söz ederiz. Japonya yaşlı nüfusuna rağmen uluslararası konjonktür de önemli bir yere sahip olabiliyorsa, bizim gençliğimizde bir sorun var demektir. Bu sorununda sıradan bir sorun olmadığı aşikârdır. Sıradan düşünmeyi bırakıp gerçekleri görmeye çalışalım. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir genci olarak bütün yüreğimle inanıyorum ki Asil atalarımızın genlerini taşıyan bizler dünya’yı kontrol edebilecek, barışı ve refahı sağlayabilecek, ilimde ve bilimde son noktaya gelebilecek cevheri kudreti damarlarımızdaki asil kanda taşımakta her zorlukta birlik beraberlik içinde baş edebilecek ruha sahibiz. Bundan en ufak bir şüphem bile yoktur.
Ülkemizi silah gücüyle bölemeyeceğini anlayan Batı farklı yollar izlemeye başlamıştır. Ortaya çıkan teori ‘’ suyu çek balığı topla’’ mantığına dayanmaktadır. Buradaki su gençliğimizin beynidir. Beyinlere hükmetmeye başlayınca tüm balıklar ellerine geçecektir. Dikkatinizi çekmek istiyorum bu politika yeni değil yıllardır uygulanan bir politikadır. Gençliğimizin dünya görüşüne, olaylar karşısındaki tutumlarına, kendilerini ifade etmek için kullandıkları dile, yedikleri yemeğe kadar aşılması zor ama imkânsız olmayan bir set çekilmiş ve hala çekilmeye devam edilmektedir.
Dünyayı kontrolünde tutan güç ‘Batı’ gençliğimizin sahip olduğu cevherin farkındadır bu cevherin ortaya çıkmaması için gereken her şeyi yapmaktadır. Uzun vadeli stratejik, psikolojik birçok eylem yürütülmektedir. Gençliğe nereden geldiğini, kim olduğunu, sahip olduğu değerleri unutturmaya çalışmaktadırlar. Nihai amaçları tarihini bilmeyen, kültürü emperyal olmuş içindeki durumu çözümleyemeyen, düşünme yeteneği yozlaşmış yerine kalıp çözümler kullanan, milli bilincini yitirmiş inançsız bir nesil yaratmaya çalışmaktırlar.
Bende gencim henüz 23 yaşındayım ama farklı olduğuma inanıyorum ve birçok arkadaşımı görünce Batının hedeflerine daha çok yaklaştığını hissediyorum ve yüreğim sızlıyor. Sanal âlemin boşluğunda boğulanlar, Alkol sigara uyuşturucu madde bataklığına saplananlar, değerleri olmayan, neden yaşadığının farkında olmayan, anlık düşünüp anlık hareket eden adeta Dünyevi hayata kendini zincirlemiş durumda bulunan genç bir nesil görüyorum. Batılı güçlerin Gençliğimiz üzerinde yürütmüş olduğu politikaların ne denli başarılı bir biçimde sürdüğünü görmek beni çok üzüyor.
Çarpıcı bir örnekle ifade etmek gerekirse son yıllarda yapılan birçok anket ve istatistiksel verilere göre gençliğimizin kendi değerlerinden çok batılı değerlere önem verdiği, tarihinde önemli bir yer tutan birçok şahsiyetin varlığından haberi olmayan yerine batılı şahsiyetleri özümsemiş batılı bir örtünün altına girmiş üzücü bir tablo karşımıza çıkmaktadır. Bu durum bana çok acı veriyor fakat diğer bir yandan da beni tetikleyen bir unsur haline dönüşüyor Bu çarpıcı tabloları gördükçe kendimi daha çok geliştirmek ufkumu genişletmek sapkınlıkta olan arkadaşlarıma doğru yolu göstermek aynı hiddetle Batıya olan kinim nefretim misli olarak çoğalmaktadır.
Genel olarak sözlerime baktığınızda karamsar bir tablo oluşmaktadır fakat iyimser bir kişi olarak şuna inanıyorum ki Gücü elinde bulunduran Batı bu yöntemle de amacına ulaşamayacak, hezimete uğramaktan kendini kurtaramayacaktır. Yıllardır yürütmüş oldukları politikalarda başarıya ulaşacaklarına inanmışlardır fakat uygulamakta oldukları politikaların farkında olan bilinçli gençliğimizi hafife almaktadırlar. Batının sahip olduğu gücü elinden alacak bilinçli, inançlı, özünü tarihini bilen, değerlerine sıkı sıkıya bağlı, milletinin egemenliği için her şeyini feda edebilecek gençlerimiz olduğunu unutmaktadır. Gün gelir devran döner.
Uluslararası arenada gücü elinde bulunduran birçok devletle baktığımızda belirli bir yol almış sancılı dönemler yaşamış köklü bir tarihe sahip olduklarını görmekteyiz. Devletimiz henüz genç bir devlet 86 yıllık bir tarihi bulunmaktadır. İnanıyorum ki sancılı dönemleri atlatıp asıl kimliğimize kavuştuğumuzda Batının sahip olduğu gücü elimize alma zamanı gelecektir. Bundan en ufak bir şüpheniz olmasın. Tüm Dünya biliyor ki bir Türk istediğinde yapamayacağı bir şey yoktur. Unutmayalım ki, sadece inanmak yetmez bilinçli gençlerimizin bu durumun farkına varması ve en kısa zamanda köşeye itilmiş, hapsedilmiş kendilerine ve milletine olan inançlarını ortaya çıkarması gerekmektedir. Her şeyden önce bu topraklara bu millete önünde saygıyla eğilecek atalarına, diliyle, diniyle, gelenek ve görenekleriyle doğusundan batısına her karış toprağı kanla kazanılmış bu kutsal ülkeye olan bağlılığımızı hiçbir zaman kaybetmemeli, her daim ileriye dönük, aydınlık bir Türkiye için özünde kardeşçe yaşamalı ve birlik olmalıyız.





















>dediğiniz gibi suyu çek balığı topla politikası yapıldığını hemde çok uzun yıllar boyunca yapıldığını hepimiz biliyoruz. Fakat bence kndi sonumuzu hazırlamakta hiçbirimiz bi sakınca görmüyoruz demek ki bu gerçegi bilmemize rağmen ne bir tedbir ne bir karşı tavır v.s hiç birşey yapmıyoruz.Bu politikalar karşısında tam bir BALIK gibi davranan bu kadar genç arasında bilinçli olmanız çok güzel. Tebrikler
>Orhan Bey merhaba;Emek ve zaman ayırıp düşüncelerinizi kamuya açmışsınız. Dediğiniz gibi, değer yargılarına sahip olmayan; sadece anını yaşayan; tarih, kültür ve dil bilinci geliştirmeyen çok sayıda genç görmek oldukça üzücü ve düşündürücü. Birçok konuda size katılıyorum, Türkiye'de düşünsel anlamda onarılması gereken bazı noktalar var, gençlere verilen eğitim bunların başında geliyor.Ancak durum, gerçekten salt Batı'nın üzerimizden elde etmek istediği çıkarlara mı dayanıyor, yoksa biz öncelikle kendi eksiklerimizi mi kabul etmeliyiz? Üzerinde düşünülebilecek bir soru…Yurtdışına çıkma olanağınız oldu mu, bilmiyorum, ama farklı ülkelerde genç neslin durumu çok da farklı değil. Günümüz koşulları, küresel düzlemde tüketim, hızlı ve (hem düşünsel hem de bedensel anlamda) yorulmadan yaşamaya odaklanmıştır.Ayrıca bir konuya daha değinmeden de edemeyeceğim. Türkçe yazım kurallarını çok güzel anımsatmışsınız, ancak yazınızın hemen başında 'dahi anlamındaki de' ayrı değil, birleşik yazılmış… Gözden kaçmış olmalı. sayfanızda 'best of' ve 'slayt' gibi sözcüklere yer vermeniz de beni şaşırttı doğrusu.Iyi günler dileğiyle,Emra
>Merhaba, Emrah Beye Değerli yorumu için teşekkür ediyorum Makalemde ele aldığım konuya farklı bakış açıları kazandırdı ve daha fazla düşünmeme sebep oldu. Haklı eleştirileri de var fakat bazı şeyler kontrolüm dışında gerçekleşiyor.Daha özenli davranmam konusunda beni uyandırdığı için tekrar Teşekkür ediyorum.Şahsım bu şekilde bir girişimde bulmasa diğer bir yandan Emrah Bey bu konuya özen göstermese aynı noktada sayıyor olacaktım.Bu yöntemle kendimi geliştirdiğime inanıyorum.
>Maalesef gençlik kendi benliğini unutmuş veya unutturulmaya çalışıyor. Ve insanlar Batılı olmak uğruna yapmadıklarıiğrençlik yok. Yeter ki onlar gibi yaşayalım zihniyeti var, ama onlar gibi bilim ve teknik alanında ilerleyelim diyen yok. Yine gençlerin çoğu alkol ve sigaraya bulaşmış okula gidenlerin bile amacı okumak değil şamata yapmak olmuştur. Sanal alemde de yozlaşma hızla artmakta, kültürümüzün bel kemiği olan Türkçe, tuhaf şekillerde kullanılmakta, bazı kelimelerin Türkçe karşılığı olsa bile İngilizce'sini kullanmaya çalışıyorlar (Böylece kültürlü olduklarını zannediyorlar). Yine, q,w,x gibi harfleri kullanmakata, örneğin Burak ismini buraq veya burock diye yazanlar mevcuttur. Şu an gözlemim Türkiye ne Batıda ne de Doğudadır. Ortada yönünü bulmaya çalışıyor ve Batılı devletler bunu engellemeye çalışıyorlar.Şu an biz gençlerin titreyip kendilerine gelmesi lazım ve Çanakkale'de verilen mücadeleyi hatırlamaları gerekmektedir (Kendi adıma bilinçli olduğumu ve uyanık olduğumu düşünüyorum). Akdeniz bölgesinde liselerde yapılan bir ankette çarpıcı ve üzücü sonuçlar çıkmıştı: Liselilerin çoğu 50 cent gibi şarkıcıları tanırken gerek Mehmet Akif gibi yazarlarımızı, Itri Efendi gibi müzisyenlerimizi gerek siyasetçilerimizi ve yabancı siyasetçileri tanıyanların oranı çok aşağılarda kalmıştı.Ve hep merak ettiğim bir konu var: Çanakkale ve civarında oturanlar acaba Çanakkale Şehitliğine gidip orda tarihimizi yaşadılar mı? Yurtdışı tatil planları yapanlar oraya gitmişler midir? Son olarak gençliğin bu hale gelmesinde eğitim sistemimizin de suçu vardır: Okula başlayanları Çanakkale şehitliğine götürüp tarih bilinci almaları sağlanmıyor, taa ilkokulda verilen İngilizce dersleri ile kendi kültürlerinden uzaklaştırılmaktadır.Yorum biraz uzun oldu kusura bakmayın. Saygılarımla.