AKADEMİK ÖZGÜRLÜK


ULUSLARARASI İLİŞKİLER ÖĞRENCİLERİNİN REHBER SİTESİ




AB Komisyonu Bugün Parlamento'da Oylanıyor

Gönderen Orhan YILMAZ 09 Şubat 2010 Salı 0 yorum

AB Komisyonu bugün Parlamento'da oylanıyor
Avrupa Parlamentosu milletvekilleri bugün Avrupa Komisyonu'nun yeni üyelerini oylayacak.





Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu genel kurul salonu

AB'nin yürütme organı olan komisyonun başkanı Jose Manuel Barroso ile çalışmak üzere seçilen 26 adayın, göreve başlayabilmek için Parlamentodan topluca onay alması gerekiyor.

Herhangi bir adayın reddedilmesi, tüm ekibin geri çevrilmesi anlamına gelecek.

Ancak böyle bir durum olasılık dahilinde görünmüyor.

Komisyon'da insani yardımlardan sorumlu olması öngörülen ve Bulgaristan'ın bu görev için seçtiği ilk aday olan Rumiana Jeleva, bu konudaki geçmişi hakkında konusunda Avrupa Parlamentosu üyelerini ikna edemeyince ülkesi tarafından adaylıktan çekilmişti.

Ardından da İngiltere ve Fransa arasında komisyondaki önemli rollerin paylaşımı konusunda bir gerginlik yaşanmıştı.

Onaylandığı takdirde yeni Komisyon 2014 yılına kadar görev yapacak.



Kaynak: BBC

NATO Afganistan'da Büyük Bir Harekata Hazırlanıyor

Gönderen Orhan YILMAZ 08 Şubat 2010 Pazartesi 0 yorum

Afganistan’ın güneyindeki Marjah bölgesinde halk, olası bir NATO operasyonuna karşı evlerini terk ediyor. 




NATO komutanları, binlerce koalisyon ve Afgan askerinin bir süredir Taleban’ın elindeki Marjah kentini geri almaya hazırlandığını açıkladı. 80 bin kişinin yaşadığı Marjah, NATO komutanlarına göre militanlar ve afyon kaçakçılarının merkezi haline geldi. Yetkililer militanların da aynı bölgede düzenlenecek operasyona hazırlandıklarını bildirdi.

Sivillerin bölgeyi önceden terk etmesi için operasyon hazırlıkları önceden açıklandı.

Öte yandan Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, ordunun asker ihtiyacını karşılamak için zorunlu askerlik başlatmayı düşündüğünü açıkladı. Münih’te düzenlenen bir uluslararası güvenlik konferansında konuşan Karzai, zorunlu askerliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte, Afgan kuvvetlerinin ülkede güvenliği beş yıl içinde devralabileceğini belirtti.

Amerika ve NATO, Afgan güvenlik kuvvetlerinin yetersizliği ve eğitimindeki yavaşlıktan kaygı duyuyor.



Kaynak: Voanews

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk Dış Politikası ve AB ile ilişkilerin 2010 yılı vizyonunu Turkish Policy Quarterly (TPQ) için kaleme aldı. Davutoğlu makalede, Türkiye’nin AB üyeliği vizyonunun dış politika önceliği olduğunu yineledi ve bu süreçte AB’den iç politik sorunları, ikili tartışmaları arka planda tutmasını ve ahde-vefa ilkesine saygı göstermesini istedi.









Davutoğlu TPQ’ye yazdığı makalede Türkiye’nin dış politika vizyonunu ve AB ile ilişkilerde gelinen noktayı özetledi. Türkiye’nin dış politikasında son dönemde göze çarpa çok yönlülük çabalarının iki temel nedene dayandığını belirten Dışişleri Bakanı şöyle kaydetti:
“Öncelikle, Balkanları, Kafkasları ve Hazar Bölgesini, Karadenizi, Doğu Akdeniz’i, Orta Doğu’yu ve Körfezi içine alan komşu bölgelerde refah, istikrar ve güvenin sağlanması amacıyla proaktif bir diplomasi izlenmesi gerekmektedir. Türkiye ayrıca sahip olduğu çeşitli bölgesel kimlikleri ile çok yönlü ve entegre bir dış politika izleyecek yetenek ve güce sahiptir.”
Barış için bir güç olmaya kararlı Türkiye’nin günümüzde çok daha sonuç odaklı ve proaktif olduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye’nin çok yönlü dış politikasının dört temel sütun üzerine inşa edildiğini belirtti.
Davutoğlu’na göre, birinci sütun güvenliğin bölünemezliği, ikincisi diyalog, üçüncüsü ekonomik bağımsızlık, dördüncüsü ise kültürel uyum ve karşılıklı saygı.
İsviçre’deki minaret referandumuna da değinen Dışişleri Bakanı, “Bu olay farklı kültürlere sahip ulusların arasındaki anlayışa ve işbirliğine ne kadar çok önem vermemiz gerektiğini hatırlatıyor” diye yazdı.
Türk Dış Politikasına ilişkin açıklamalarının ardından Davutoğlu, Türkiye-AB ilişkilerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Türk dış politikasının yeniden şekillendirilmediğinin, yalnızca komşu ülkelerle daha yapıcı politikalar yürütüldüğünü bir kez daha anımsatarak, Türkiye’nin AB’yle bütünleşmesinin hala dış politika önceliği olduğunu ifade etti.
“AB üyeliği Türkiye’nin stratejik tercihidir ve bu amaç Cumhuriyet Dönemi’nin en önemli projelerinden biridir.”
15 yıl once gümrük birliğini tamamlayan Türkiye için AB’nin  en önemli ticaret ortağı olması, güvenlik politikalarında güçlü bir işbirliği içinde olunması, Türk diyasporasının büyük bölümünün Avrupa’da yaşaması  sebebiyle Davutoğlu, Türkiye’nin hali hazırda AB’nin bir parçası olduğunu kaydetti.
Davutoğlu AB ve Türkiye’nin farklı ve çakışan iki vektör olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin komşu bölgelerle barışı, istikrarı ve güvenliği sağlamayı amaçlayan politikalarının, Avrupa’nın enerji arz ve güvenliğine katkıda bulunmasının Avrupa’nın da hedefleri arasında bulunduğunu kaydeden Dışişleri Bakanı, şöyle devam etti:
“Avrupa’yla aynı tarihi, aynı coğrafyayı, aynı vizyonu, demokrasi, insane hakları , hukukun üstünlüğünün aralarında bulunduğu aynı değerleri paylaşıyoruz. Türkiye ve AB aynı gemide gidiyor, zaman zaman zorlu sularda ama yine de küresel barış ve istikrar yolunda aynı yönde gidiyor.”
Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle AB’nin yeni kurumsal bir yapıya büründüğünü belirten Davutoğlu, bu yapıyla birliğin uluslararası sahnede  daha güçlü olmaya hazırlandığını kaydetti. Tam da bu dönemin Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir iyimserlik rüzgarı estireceğine inandığını belirten Dışişleri Bakanı, şimdi yeni fikirler ve yeni bakış açıları zamanı olduğunu ve ilişkilerimizi daha yakın bir Birliğe gidecek şekilde hareketlendirmek için bu fırsatı yakalamamız gerektiğini ifade etti.
Ahmet Davutoğlu, AB üyeliği müzakerelerinin uzun ve zorlu olduğunu, ancak bu durumun yola çıkılmadan önce bilindiğini söyledi. Türkiye’nin önüne çıkan siyasi engellerin AB’nin güvenilirliğine zarar verdiğini kaydeden Davutoğlu, üyeliğin bir gecede gerçekleşmeyeceğini, son kararın şimdiden önyargılarla verilmemesi gerektiğini bildirdi. Türkiye’nin AB’yle aynı standartlara ve normlara sahip olacağını ve bunun da ilgili tüm tarafların çıkarına olacağını kaydetti.
Üyelik müzakerelerinin sürdüğü bu dönemde AB’ye doğrudan seslenen Davutoğlu, 3 maddeli listesini şu şekilde sundu:
-AB, ahde vefa ilkesine saygı göstermelidir
-AB ikili sorunların katılım müzakerelerini gölgede bırakmasına izin vermemelidir
-AB Türkiye’nin katılım sürecinin iç politik sebeplerle manipüle edilmesine göz yummamalıdır.
Davutoğlu AB’nin önünde iki yol olduğunu; ya dinamik ekonomisi ile küresel bir güç olacağını ya da içe dönük bir perpektifle yalnızca kıtasal bir güç olarak kalacağını söyledi  .
Son olarak, “Türkiye bu sınavı önüne ne çıkarsa çıksın geçecektir” diyen Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin kendi potansiyelini ortaya koyabilmesi açısından önemli olan bu fırsatın büyük bir başarıya dönüşeceğine ilişkin inancını ifade etti.

Kaynak: Euractiv


Türkiye'nin AB uyum çalışmalarında bu haftanın programı şöyle:


Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış
ve
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği
Haftalık Türkiye - AB Gündemi

6. Hafta (7 – 14 Şubat 2010)



7 ŞUBAT 2010, PAZAR

17:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın,
İngiltere’ye hareketi
Atatürk Havalimanı, İstanbul
20:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, Londra
Büyükelçisi tarafından verilecek akşam yemeğine katılımı
Büyükelçilik Konutu, Londra, İNGİLTERE

8 ŞUBAT 2010, PAZARTESİ

09:00–12:30 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, “Global
Strategy Forum” tarafından düzenlenen “Turkey’s Role in an
Emerging Network World” konulu toplantıya katılımı ve açılış
konuşması
Committee Room 4A, House of Lords, Londra, İNGİLTERE
12:45–14:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, “Global
Strategy Forum” tarafından düzenlenen çalışma yemeğine katılımı
Tweed Room, City Inn, Londra, İNGİLTERE
09:00–17:00 Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcı Sn. Mehmet Cangir’in,
"AB'ye Katılım Sürecinde Valiliklerin Etkinliğinin Arttırılması"
çalışması kapsamında Batman vilayetini ziyareti ve "Batman AB'ye
Uyum Danışma ve Yönlendirme Kurulu" toplantısına katılımı
Batman
10:00–12:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara
14:00–16:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara

15.00–16.00 Avrupa Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın,
Birleşik Krallık Büyükelçisi Sayın David Reddaway’i Kabulü
ABGS, Ankara
16:30–17:30 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, Türk basın
mensuplarıyla görüşmesi
Büyükelçilik Binası, Londra, İNGİLTERE
18:00–19:30 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, Birleşik
Krallık Avrupa Bakanı Chris Bryant tarafından verilecek
resepsiyona katılımı
Dışişleri Bakanlığı, Entente Cordiale Room, Londra, İNGİLTERE
20:00–22:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, Birleşik
Krallık Avrupa Bakanı Sayın Chris Bryant tarafından verilecek
yemeğe katılımı
Stranger's Dining Room, House of Commons, Londra, İNGİLTERE

9 ŞUBAT 2010, SALI

09:00–17:00 Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcı Sn. Mehmet Cangir’in,
"AB'ye Katılım Sürecinde Valiliklerin Etkinliğinin Arttırılması"
çalışması kapsamında Siirt vilayetini ziyareti ve "Siirt AB'ye Uyum
Danışma ve Yönlendirme Kurulu" toplantısına katılımı
Siirt
9:30–18:00 Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Sn. Ahmet Yücel
başkanlığında, AB-Türkiye 5 No’lu “Teknolojik Yenilik, Eğitim ve
Araştırma Programları” Alt Komitesi toplantısı
ABGS
10:00–12:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara
12:30–14:00 Avrupa Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın,
Rotary Kulübünde Yapacağı Konuşma
İstanbul Hilton Oteli, İstanbul
12:30 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, Türkiye’ye
hareketi
Heatrow Havalimanı, Londra, İNGİLTERE

14:00–16:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara

10 ŞUBAT 2010, ÇARŞAMBA

09:00–18:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi
Politikalar Başkan V. Sn. A.Deren Doğan Yavuz ve Koordinatör Sn.
Hezar Tanrısever’in, Kamu Görevlilerinin Sendikal ve Demokratik
Hakları Çalıştayına katılımı
Taksim International Abant Palace Hotel, Abant, Bolu
09:30–11:30 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Mali İşbirliği Başkanlığı ile Eğitim
ve Kurumsal Yapılanma Başkanlığının, AB Komisyonu yetkilileri ile
Türkiye’deki Eşleştirme Mekanizmasına ilişkin değerlendirme
toplantısı
ABGS, Ankara
10:00–11:00 Avrupa Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın,
Viyana’da Mukim Lüksemburg Büyükelçisi Sayın Arlette
Conzemius’u kabulü
ABGS, Ankara
10:00–12:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara
14:00–16:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Mali İşbirliği Başkanı SN. Mehmet
Süreyya Süner başkanlığında,”AB Projelerinde Paydaş Katılımı” Açılış
Toplantısı
ABGS, Ankara
14:00–16:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara
15:00–17:00 Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Sn. Dr. F.H. Burak Erdenir
başkanlığında, SİYAK 23. Fasıl Çalışma Grubu toplantısı
ABGS, Ankara
17:00-18:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın, Atlantic
Konseyi Başkanı Sayın Frederick Kempe’yi kabulü
ABGS, Ankara
11 ŞUBAT 2010, PERŞEMBE

10:00–10:30 Avrupa Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın,
AB Komisyonu Genişleme Direktörü Alexandra Caas’ı Kabulü
ABGS, Ankara
09:00–18:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Sosyal, Bölgesel ve Yenilikçi
Politikalar Başkan V. Sn. A.Deren Doğan Yavuz ve Koordinatör Sn.
Hezar Tanrısever’in, Kamu Görevlilerinin Sendikal ve Demokratik
Hakları Çalıştayına katılımı
Taksim International Abant Palace Hotel, Abant, Bolu
10:00–13:30 Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Sn. Ahmet Yücel
eşbaşkanlığında AB Komisyonu yetkilileri ve ilgili kurumların
temsilcilerinin katılımıyla yapılacak Katılım Öncesi Mali Yardım
Ortak İzleme Komitesi ve Geçiş Dönemi Yardımı ve Kurumsal
Gelişme İzleme Komitesi Toplantısı
ABGS, Ankara
10:00–12:00 Avrupa Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Sn. Mehmet Cangir
başkanlığında, SİYAK 24. Fasıl Çalışma Grubu toplantısı
ABGS, Ankara
10:00–12:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara
11:00-12:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış’ın,
Uluslararası Genç Girişimciler ve Liderler Federasyonu (Junior
Chamber International - JCI) Başkanı Sayın Roland Kwemai’ı
kabulü
ABGS, Ankara
12:00–13:30 Avrupa Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın,
AB Komisyonu Heyeti onuruna verdiği çalışma yemeği
ABGS, Ankara
14:00–15:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış ile Avrupa
Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın, Sayın
Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından AB üye ülke
büyükelçilerine verilen yemeğe katılımı
Başbakanlık Konutu, Ankara
5/5
14:00–16:00 Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Eğitim ve Kurumsal Yapılanma
Başkanlığınca hazırlanan TAIEX Veri Tabanına ilişkin tanıtım ve
bilgilendirme toplantısı
ABGS, Ankara
20:30 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış ve Avrupa
Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın,
vatandaşlarımız farklı inançlarının dini temsilci ve liderleri ile akşam
yemeği
Feriye Lokantası, Ortaköy, İstanbuL

12 ŞUBAT 2010, CUMA

09:30-18.00 Avrupa Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır
başkanlığında, ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla vatandaşlarımız
farklı inançlarının dini temsilci ve liderleri ile toplantı
ABGS İstanbul Ofisi, Ortaköy İstanbul

13 ŞUBAT 2010, CUMARTESİ

13:30-18:00 Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış ve Avrupa
Birliği Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Volkan Bozkır’ın, Sivil
Toplum ile "Yeni AB Stratejisi ve Üyelik Müzakere Sürecimiz"
Toplantısı
Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi, Şişli, İstanbul

Türkiye'nin Kıbrıs stratejisi-YORUM-

Gönderen Orhan YILMAZ 07 Şubat 2010 Pazar 0 yorum

Yorum: Ata ATUN

BM Genel Sekreteri Ban’ın adaya gelişi, bu güne kadar süre gelmiş birbiri ile ilgili ve ilgisiz bir çok dengeyi alt üst ettiği kesin.





Artık “Kıbrıs Konusu” hiçbir zaman eski rayında gitmeyecek.
Kıbrıs konusunda roller ve baş aktörler değişimin eşiğinde.

Son yarım asırdır tahtaravallinin üst kısmında oturmayı başarmış ve Kıbrıs konusuna perde arkasından silah ve askeri gücü ile, gözle görülebilen yerlerde de Avrupa ile olan kan bağlarını kullanarak müdahale edip adayı yıllardır kan ve gözyaşına boğmuş olan Yunanistan şimdi, dengelerin değişmesi ile aşağıda kalan taraf oldu.

Yunanistan batmaya doğru giderken beraberinde Avrupa Birliğinin ana motoru olan Almanya’yı da aşağılara çekmeye başladı.

Ne AB’nin yıllarca çarçur edilmiş fonları, ne de Almanya’nın sınırsız gözüken desteği Yunanistan’ı kurtarmaya yetmeyecek.

Buna karşın tahtaravallinin öbür ucunda yıllarca oturmaya mahkum edilmiş, çok değil daha otuz yıl evvel yetmiş sent’e muhtaç olduğu dile getirilen bir devlet, bu gün önünde ceket iliklenen, kritik görüşmelerde ara buluculuk yapan ve dünya politikasında bir takım ana konuları belirleyebilen konumda.

Başbakan Erdoğan’ın Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nca (USAK) düzenlenen “'Değişen Dengeler ve Türkiye'nin Artan Önemi” konulu konferansta Kıbrıs ile ilgili söylediği “Biz zaten bizim planlarımızı ortaya koyduk. Ama bundan sonraki gelişmeler de bu planların güncellemesini gerektirecektir” sözleri Kıbrıs konusunda yeni bir döneme girildiğinin habercisi.

Bunun başlangıcı da BM Genel Sekreterinin adaya gelişi ile oldu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası ve politik ekibinin, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumların bütün çaba ve karşı koymalarına rağmen Genel Sekreter Ban Ki Moon’u müzakereler devam ederken adaya getirtebilmeyi başarması ile Kıbrıs konusu bir daha geri dönmemek üzere AB platformundan çıktı ve BM zeminine yerleşti.

BM’nin patronu Ban Ki Moon Kıbrıs’a yaptığı ziyaret ile ada yaşayan iki halk arasındaki farklılığı birebir yaşadı, olayların ve gerçeklerin düzmece bilgilendirme raporlarında yer aldığı gibi olmadığını çıplak gözleri ile gördü ve iki taraf arasındaki tartışmaları da izleme fırsatını buldu.

Adada çözüme istekli olanın Türk tarafı olduğunu, müzakereleri zora sokan tarafın ve ortak açıklama bile yapmaktan korkanın ise tanınmış devlet maskesi arkasına saklanan Rumlar olduğunu gördü.

Yıllardır adada yaşayan Kıbrıslı Türkler ve Rumlara dış güçler tarafından zorla dayatılmak istenen “Federasyon çatısı altında birlikte yaşamak” fikrinin pek de uzun ömürlü ve huzur getirici bir çözüm olmadığını “Euro Barometre” adlı tarafsız kamuoyu yoklaması ortaya koyarken, BM’nin en üst düzey bürokratı olan Ban Ki Moon da cebinde kendini düş kırıklığına uğratan izlenimlerle makamına döndü.

Kıbrıs konusu artık eskisi gibi devam etmeyecek….



Kaynak: Açık Gazete

Ukrayna’da yarın yapılacak başkanlık seçimlerinin ikinci turu öncesinde adaylar seçmenleri yanına çekebilmek amacıyla son dakika vaatlerinde bulundu.




İlk turu yüzde 35’lik oy oranıyla önde tamamlayan Moskova yanlısı Viktor Yanukoviç ücretleri ve emekli maaşlarını artırma, işletmelere vergi kolaylıkları sağlama ve yeni iş olanakları yaratma sözü verdi. İlk turda oyların yüzde 25’ini alarak ikinci sırayı elde eden şimdiki Başbakan Yuliya Timoşenko da en geç 5 yıl içinde Ukrayna’yı Avrupa Birliği’ne (AB) üye yapmaya ve başkan seçilmesi halinde zorunlu askerliği kaldırmaya söz verdi. Timoşenko’nun oylamaya hile karışması halinde taraftarlarını protesto gösterileri yapmaya çağıracağını söylemesi, seçim öncesi tansiyonu tehlikeli şekilde artırdı. Şimdiki Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’nun sandık başlarında iki adayın temsilcilerinin bulunması zorunluluğunu son dakikada iptal etmesinin yolsuzluk olasılığını artırdığını savunan Timoşenko, düzenlenecek protesto gösterilerinin 2004’teki “Turuncu Devrim”den de görkemli olacağını söyledi.

Yuşçenko’yu iktidara taşıyan barışçı halk devrimin ardından Ukrayna kaostan bir türlü kurtulamadı.



Kaynak: Milliyet

Ermeni soykırımı tasarısı Amerika Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda oya sunulacak. Dışişleri Komisyonu Başkanı Demokrat Partili California milletvekili Howard Berman tasarının 4 Mart tarihinde gündeme alınmasını ve oya sunulmasını planlıyor.

Geçen yıl Mart ayında Demokrat Partili California milletvekili Adam Schiff tarafından hazırlanan 252 sayılı tasarıya şu ana kadar 137 milletvekili destek vermiş durumda. Bağlayıcı niteliği olmayan tasarıda, “Amerikan dış politikasının Ermeni soykırımına ilişkin duyarlılığı yansıtması” isteniyor.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi tasarının komisyon tarafından onaylanması muhtemel. Komisyonda onaylanırsa tasarının Genel Kurul’a sunulması gündeme gelecek. Geçmiş yıllarda Amerikan Kongresi’nde hazırlanan benzer tasarılar Dışişleri Komisyonu’nda onaylanmış, ancak Amerikan yönetiminin baskısı neticesinde rafa kaldırılmıştı.

Obama Faktörü ve Türkiye Ermenistan Yakınlaşması

Başkan Barack Obama seçim kampanyası sırasında 1915 olaylarını “soykırım” olarak niteleme sözü vermişti. Ancak iktidara geldikten sonra Türkiye’yle Ermenistan arasındaki yakınlaşmaya dikkati çekerek 24 Nisan Ermeni anma günü vesilesiyle yaptığı açıklamada bu sözcüğü kullanmaktan kaçınmıştı. Obama Ankara’ya yaptığı ziyarette bu süreci etkileyecek bir açıklama yapmak istemediğini söylemiş, ancak kişisel görüşlerinin belli olduğunu kaydetmişti. Obama’nın Başkan olduktan sonra tutumunu değiştirmesi Ermeni asıllı Amerikalılar arasında büyük hayal kırıklığı yaratmıştı.

Amerikalı yetkililer halen Türkiye’yle Ermenistan arasındaki yakınlaşmanın önemine işaret ediyor. Geçen hafta bir açıklama yapan Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Phil Gordon, Türkiye’yle Ermenistan’ın diplomatik ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesini öngören protokolleri onaylaması ve uygulamaya koyması gerektiğini söyledi. Gordon bu sürecin “diğer konulardan ayrı olarak” yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Obama yönetiminin bundan sonra soykırım tasarısı konusunda nasıl tutum izleyeceği merak ediliyor.

Tasarı Bağlayıcı Değil, Siyasi Nitelik Taşıyor

Bu tür tasarıların Genel Kurul’da oylanması için, önce Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilmesi gerekiyor. Kongre üyeleri tarafından hazırlanan bu tür tasarıların yaptırım gücü yok; Başkan’ın imzasına sunulmuyor ve bağlayıcı nitelik taşımıyor. Bu tür tasarılar, Kongre üyelerinin görüş veya beklentilerini belirtmiş oluyor. Bağlayıcı olmamasına rağmen tasarının Amerika gibi nüfuzlu bir ülkenin meclisinde kabul edilmesi halinde Ermeni iddialarını destekleyenler güç kazanmış olacak.

Amerika’da 1,4 milyon Ermeni asıllı seçmenin yaşadığı tahmin ediliyor. Tasarıyı sunan Demokrat Partili California milletvekili Adam Schiff’in seçim bölgesinde 80 bin Ermeni asıllı seçmen var. Yani tasarılar tamamıyla siyasi amaçlı – seçmenleri tatmin etmek için hazırlanmış.

Ermeni Tasarıları Engellenmişti

Washington’da Ermeni tehcirini “soykırım” olarak niteleyen tasarılar belli aralıklarla gündeme gelir. Benzer bir tasarı Senato’da da görüşülmeyi bekleniyor.

252 sayılı tasarının aynısı 2007 yılında Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda 21’e karşı 27 oyla kabul edilmişti. Ancak Bush yönetimi, Amerikan Silahlı Kuvvetleri ve Türk lobisinin çabalarıyla Amerikan basınının bu konuya yoğun ilgi göstermesi üzerine tasarının Genel Kurul gündemine alınması engellenmişti. Tasarının Bush yönetimine olan muhalefete ve Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Ermeni tezlerini savunmasına rağmen gündeme alınmaması Ermeni lobisi açısından büyük bir yenilgiydi.

2005 yılında da aynı çağrıları yapan iki ayrı tasarı, Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilmişti. O yıl, Bush’un, son dakika girişimleriyle tasarılar Genel Kurul gündemine alınmamıştı.

Daha önceki Başkan Bill Clinton da benzeri tasarılar üzerinde Meclis’te oylama yapılmasını kişisel girişimleriyle engellemişti.



Kaynak: Voanews

AB basın açıklamasında Türkiye ''sınırlı ilerleme'' nedeniyle eleştirildi. Avrupa Birliği, kadın hakları, ayrımcılığa karşı hükümler, din, düşünce, ifade özgürlüğü ve Kıbrıs konularının iyileştirilmesi gerektiğini duyurdu









AB'den yapılan basın açıklamasında, Türkiye için "Sınırlı ilerleme nedeniyle eleştirildi. Kadın hakları, ayrımcılığa karşı hükümler, din, düşünce, ifade özgürlüğü, işkenceye sıfır tolerans, yolsuzlukla mücadele ve Kıbrıs konuları iyileştirilmeli" denildi.
Avrupa Parlamentosu 10 Şubat'ta Hırvatistan, Makedonya ve Türkiye'nin AB hedeflerini tartışacak.
Hırvatistan, Makedonya ve Türkiye'nin AB yolunda içinde bulundukları durum Avrupa Parlamentosu'nda gelecek hafta yapılacak bir oturumda parlamenterler tarafından tartışılacak. Oturumla ilgili basın açıklamasında, Türkiye hakkında, "Sınırlı ilerleme nedeniyle eleştirildi. Kadın hakları, ayrımcılığa karşı hükümler, din, düşünce, ifade özgürlüğü, işkenceye sıfır tolerans, yolsuzlukla mücadele ve Kıbrıs konuları iyileştirilmeli" denildi. AB açıklamasında, Avrupa Parlamentosu üyelerinin 10 Şubat Çarşamba günü Hırvatistan, Makedonya ve Türkiye'nin uzun vadeli Avrupa Birliği hedeflerini ele alacakları belirtildi. Dış İlişkiler Komitesi'nin ülkelerin bulundukları konum hakkında karma bir izlenim verdiği belirtilen basın açıklamasında Avrupa Parlamentosu'nu Facebook'tan takip eden kişilere ve AP üyesi parlamenterlere ülkelerle ilgili soru sorulduğu ve yanıtlar alındığı belirtildi. Buna göre, Hollandalı Avrupa Parlamentosu'nun kadın üyelerinden Ria Oomen-Rujiten'in Türkiye ile ilgili görüşleri yansıtıldı. AB açıklamasında şöyle denildi: "Türkiye sadece "sınırlı ilerleme' kaydettiği gerekçesiyle eleştiriliyordu. Kadın hakları, ayrımcılığa karşı hükümler, din/düşünce/konuşma/ ifade özgürlüğü, işkenceye karşı sıfır tolerans ve yolsuzlukla mücadele ve Kıbrıs sorununun halledilmesine ilişkin (somut) katkı ile ilgili var olan mevzuatın daha iyi uygulanması gerekiyor. Hollandalı Avrupa Parlamentosu Üyesi Ria Oomen-Rujiten, son Anayasa Mahkemesi kararlarının; insan hakları ve Türk Devleti ile toplumunun çekirdeğindeki temel özgürlüklerin korunması olgusunun yerleştirilmesi için geniş bir anayasa reformunun gerekli olduğunu gösterdiğini söyledi. Oomen-Rujiten "Türk hükümetini reformla ilgili çalışmalarına kaldığı yerden devam etmesi teşvik ediyorum ve tüm siyasi partilere, sivil toplum girişimlerine ve tüm azınlıklara işbirliği yapmaları için çağrıda bulunuyorum' dedi." Basın açıklamasında, Avrupa Parlamentosu Raportörü Hannes Swoboda'nın "Hırvatistan'ın katılımı konusundaki ana engeller yolsuzlukla mücadele ve adalet sistemindeki reform ihtiyacı" sözlerine yer verildi. Slovenyalı sosyalist parlamenter Zoran Thaler ise Makedonya konusundaki görüşlerini aktarırken, "Makedonya'nın sorunu bölgesel sorumluluktaki eksiklik ve komşularla iyi geçinmenin ne kadar önemli olduğunu anlamamış olması" sözlerine yer verdi.

Kaynak: Euractiv

Avrupa Adalet Divanı, 1963 Ankara-Avrupa Anlaşması gereği, Almanya'da “mini job” olarak bilinen işlerde çalışan Türk vatandaşlarının ikamet etme izinlerinin uzatılması gerektiğine karar verdi. Mahkeme, Havva Genç isimli Türk kadının dava açması üzerine haftada 5.5 saat çalışan ve ayda 175 Euro'nun üzerinde kazanan Türk vatandaşlarının ikamet ve çalışma izinlerinin uzatılmasını kararlaştırdı. 1963 Ankara Anlaşması gereği Türklere Avrupa'da çalışma ve oturma hakkı tanınması gereğini anlatan bu önemli haber Hürriyet Avrupa'da manşetten verildi.





LÜKSEMBURG'DAKİ Avrupa Adalet Divanı (AAD), Almanya'ya adeta hukuk dersi vererek Almanya'da “mini job” olarak bilinen ve haftada birkaç saatlik işlerde çalışan Türk vatandaşlarının ikamet etme ve çalışma izinlerinin uzatılması gerektiğine karar verdi.
AAD, düzenli işi olmadığı ve kendi geçimini sağlayacak bir işte çalışmadığı gerekçesiyle 2008 yılında ikamet (Aufenthaltserbaubnis)  ve çalışma iznini (Arbeitserlaubnis) uzatmayan Berlin Eyaleti'ni mahkemeye veren Türk kadını Hava Genç'i haklı buldu. AAD, Aile birleşimi yasası çerçevesinde Almanya'ya gelen, ancak daha sonra eşinden ayrılan ve 4 yılı aşkın bir süre Berlin'deki bir temizlik şirketinde haftada 5.5 saat 7.87 Euro saat ücretiyle çalışan Havva Genç'in oturumunun ve çalışma izinin uzatılması gerektiğine karar verdi. AAD, kendisinden görüş ve değerlendirme isteyen Berlin İdari Mahkemesi'ne Hatice Genç'in açtığı davayı bu karar ışığında değerlendirme önerisinde bulundu.

Ortaklık Sözleşmesi
Avrupa Adalet Divanı, Türkiye ile şu andaki Avrupa Birliği'nin (AB) öncüsü konumundaki Avrupa Ekonomi Topluluğu (AET) arasında 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan  ve 19 Eylül 1980 tarihinde Ortaklık Konseyi tarafından kabul edilen Ortaklık Sözleşmesi(Ankara Anlaşması)ışığında Hava Genç'in ikamet izninin uzatılması gerektiğine dikkat çekti. AAD, özellikle Alman tarafın Ortaklık Sözleşmesi'nin  şu maddelerine göre hareket etmesi gerektiğini de hatırlattılar:
Ortaklık Sözleşmesi'nin 3. maddesine göre, herhangi bir üye ülkede  bir yıl düzenli olarak bir iş verenin yayında çalışanların ikamet izinleri uzatılır. Düzenli olarak 4 yıl çalışanlar da istedikleri iş kolunda çalışma hakkı kazanırlar.


Aile birleşimi
Hava Genç, 7 Temmuz 2000 tarihinde Aile Birleşimi Yasası çerçevesinde vizeyle Almanya'ya geldi. Önce oturum izni sonra da süresiz oturum izni aldı. 12 Ocak 2004 tarihine kadar birlikte yaşayan çift ayrılınca, ilgili Alman makamlar Hava Genç'e 1 Ağustos 2005 tarihi itibariyle Aile Birleşimi yasası'nı gerekçe gösterip 2 yıllık ikamet izni verdi. Bu arada bir temizlik şirketinde haftada 5.5 saat olmak üzere 7.87 Euro saat ücretiyle çalışmaya başladı. Aynı zamanda sosyal yardım alan Hava Genç, 7 Ağustos 2007'de oturum izninin uzatılması için başvurdu. Berlin'deki ilgili birim 4 Şubat 2008 tarihinde oturum izninin uzatılmasını reddetti. Bunun üzerine Hava Genç, 22 Şubat 2008'de Berlin İdari Mahkemesi nezdinde dava açtı. Bu arada süresiz çalışabileceğini ve haftada 25 saat çalışarak ayda 422 Euro kazanabileceğini içeren bir sözleşme de sundu. Bunun üzerine Berlin İdari Mahkemesi nihai kararını vermeden görüş belirtmesi için davayı Avrupa Adalet Divanı'na aktardı.

Kaynak: Euractiv

Yunanistan ve Portekiz'in aşırı borcu hem Euro bölgesini riskli bir hale getirdi hem de dünya borsalarını sarstı. AB ülkeleri liderleri Brüksel’de 11 Şubat’ta bir günlük bir ekonomi zirvesi için bir araya gelecek. Zirvenin gündeminin Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın durumu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.







Dünya piyasaları Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın yaşadığı borç krizi nedeniyle zor günler geçiriyor.
AB liderleri 11 Şubat'ta yeni başkan Van Rompuy'un çağrısı üzerine Euro bölgesindeki kritik durumu görüşmek üzere Brüksel'de biraraya gelecekler.
Bu sorunların üzerine dün ABD iş piyasasından gelen moral bozucu rakamlar ve Portekiz’de muhalefetin azınlık hükümetinin kemer sıkma girişimini engellemesi de eklenince dünya piyasalarında hisse senetleri son 3 ayın en düşük seviyelerine geriledi, dolar euro karşısında mayıstan bu yana en yüksek seviyesine çıktı.     Avrupa Komisyonu’nun Yunanistan’ın maliye politikalarını yakın izlemeye alması, Portekiz’in bono ihracını kısması ve İspanya’nın önümüzdeki üç yıla ait bütçe açığı rakamlarının tahminlerin üzerinde kalması, ABD’de beklenenin üzerinde gelenişsizlik başvuruları ile birleşince dünya borsalarında yaşanan sert düşüş dün de sürdü.
Asya’nın ardından Avrupa borsalarındaki kayıplar yüzde 2’yi aşarken, 
Dow Jones endeksi, direnç seviyesi olan 10 bin puanın altını gördü.
Parite 1.36’ya geriledi
Yunanistan, Portekiz ve İspanya devlet tahvillerini temerrüde karşı sigortalamanın bedeli rekor seviyelere yükseldi. ABD’de
tarım dışı istihdam rakamının 5 bin azalması beklenirken 20 bin azaldığı yönündeki açıklamayla borsalardaki satışlar arttı.
Piyasalardaki risk iştahının azalmasıyla yatırımcılar dolara yöneldi. Dolar, euro karşısında 9 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Euro/dolar paritesi 1.36’ya geriledi. Euro/dolar paritesinin 1.33’lü seviyeleri görebileceği dile getiriliyor. Doların değer kaybıyla altın fiyatları da 1.060 dolara indi.
Avrupa Birliği yetkilileri dün 16 ülkenin dahil olduğu Euro Bölgesi’yle ilgili piyasalara güven aşılamaya çalıştı. Avrupa Merkez Bankası yöneticilerinden Ewald Nowotny, Euro Bölgesi’nin dağılacağı söylentilerinin ‘absürd’ olduğunu söylerken Yunan Başbakanı Yorgo Papandreu ise kemer sıkma politikalarını harfiyen uygulayacaklarını açıkladı.
Yunanistan’da haberler kötü
Reuters Haber Ajansı ise analistlerin Yunanistan’ın euro bölgesinden atılabileceği ihtimalini artık göz ardı etmediğini ancak bir üye ayrılsa bile para birliğinin ayakta kalacağına inandıklarını yazdı. Analistler ayrıca piyasada cevaplanamayan sorunun, eğer Yunanistan ve Portekiz’i desteklemek için gereken fonların piyasadan sağlanamaması halinde nasıl bulunacağı olduğunu söylüyor.
Portekiz’de muhalefet partileri hükümetin kamu harcamalarını kısma planını engelleyerek Avrupa’nın endişelerini artırdı. Muhalefet partilerinin çoğunluğu oluşturduğu parlamentoda, muhalefet, Sosyalist azınlık hükümetinin şiddetle karşı çıktığı, ülkenin yoksul kesimlerine yapılan harcamaların önünü açan yasayı 87’ye karşı 127 oyla kabul etti. Yasayı, bütçe açığını artıracağı gerekçesiyle kabul edilemez bulan hükümet, kamu harcamalarını kısarak bütçe açığını azaltmayı hedefleyen diğer bir yasayı uygulayabileceğini bildirdi.
Yunanistan’ın en büyük kamu sendikası ADEDY, 10 Şubat’ta ülke genelinde kemer sıkma politikalarına karşı bir 
grevdüzenleyecek. 24 saatlik grevin kamu dairelerini ve uçuşları etkilemesi bekleniyor.
Bu greve katılım ve 
protesto gösterilerinin büyüklüğü hükümet için önlemli bir sinyal olacak. Bugüne kadar çiftçilerin yolları kapatması ve vergi görevlilerinin grevi gibi sınırlı tepkiler oldu.
İşçi Sendikaları Federasyonu ise 24 Şubat’ta greve gidilmesi çağrısında bulundu.
AB liderleri toplanıyor
Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, ülkesinin bütçe açığı konusunda yatırımcıların endişelerini gidermeye çabalıyor. Papandreu, “Programı inandırıcı biçimde uygulayacağız” dedi. Yaşadığı borç sorunlarıyla Yunanistan ve Portekiz ile birlikte euro bölgesinin en riskli ülkeleri arasında gösterilen İspanya’da sendikalar protesto eylemlerine hazırlanırken, muhalefet de finansal  yapıyı düzenlemek isteyen Başbakan Jose Luis Rodriguez 
Zapatero’yu güvensizlik oyuyla düşürme yolunda.
Piyasaları, işsizlik oranının yüzde 20’ye yaklaştığı bir dönemde İspanya’nın harcamaları kısmasının  zor olduğu görüşünde. AB ülkeleri liderleri 
Brüksel’de 11 Şubat’ta bir günlük bir ekonomik zirve için bir araya gelecek.
Zirvenin gündemi AB ekonomilerinin rekabet gücünü artırmak ve 2020’ye kadar büyüme rakamlarını yükseltmek olsa da ana tartışma gündeminin Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın durumu olacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Borsalardaki kayıplar arttı
Borsa adı Değ. (%)
ABD (Dow Jones) 0.10
İngiltere (FTSE) -1.53Almanya (DAX) -1.79Fransa (CAC) -3.40
İspanya (IBEX) -1.35
İtalya (MIB) -2.75
Portekiz (PSI) -1.48
Yunanistan (ATHEX) -3.73
Rusya (MICEX) -2.88

Kaynak: milliyet

Gelecek 10 Yılın Ülkeleri Türkiye ve Mısır

Gönderen Orhan YILMAZ 05 Şubat 2010 Cuma 0 yorum

Siyasi analiz şirketi Stratfor'un 10 yıllık tahminlerinde, "Türkiye güçlü ordusu ve ekonomisiyle kendine güvenen bölgesel lider olarak ortaya çıkıyor" ifadesi kullanıldı.







Amerikan siyasi analiz şirketi Stratfor'un, her 5 yılda bir çıkardığı "10 yıllık tahminler" raporu yayımlandı.






2010-2020 dönemi tahminlerinde Stratfor, Türkiye'nin "güçlü ordusu ve ekonomisiyle gelecek 10 yılda da kendine güvenen bölgesel lider olarak ortaya çıkışını sürdüreceği ve bölgede hakim güç haline geleceğini" belirtti.






Buna göre, "gelecek 10 yılda radikal İslamcıların saldırıları devam etse de, ABD ile 'cihatçılar' arasındaki savaş yatışacak ve bölgedeki iki büyük savaş, 2020'ye kadar sona ermese de büyük ölçüde etkisini yitirecek."






Ortadoğu'da İran, Afganistan ve Irak 2020 yılına kadar gündemdeki yerini koruyacak, ancak bölgedeki "tanımlayıcı" konular arasında olmayacak.






GELECEK 10 YILIN ÜLKELERİ MISIR VE TÜRKİYE






Gelecek 10 yılda çok daha önemli olacağını öngördüğü iki ülke olarak Türkiye ve Mısır'ı işaret eden raporda, "Türkiye, güçlü ordusu ve ekonomisiyle kendine güvenen bir bölgesel lider olarak ortaya çıkıyor. Bu gidişatın devamını ve Türkiye'nin bölgedeki hakim güç olarak çıkışını görmeyi bekliyoruz.






Akdeniz ve İran, hatta Kafkaslar ve Orta Asya arasındaki dinamikler, Türkiye'nin yeniden ortaya çıkışıyla tanımlanacak" denildi.






TÜRKİYE İÇ GERİLİMLER HİSSEDECEK






Türkiye'de kaos olasılığı iddiasına yer yer verilen raporda, "Tabii ki Türkiye, her ortaya çıkmakta olan güçte olduğu gibi, bu süreçte çok büyük iç gerilimler hissedecek. Türkiye için derin fay hattı, Atatürkçü gelenekle İslami gelenek arasındaki ilişki. Bu durum, ülkeyi kaosa sürükleyerek bu tahminleri boşa çıkarabilir. Bu mümkün olmakla birlikte, krizin, her ne kadar acı ve stres içinde geçse de gelecek 10 yılda idare edileceğini düşünüyoruz" yorumu ileri sürüldü.






Mısır'ın da 2020 yılına kadar, sınırları ötesindeki gelişmelere etkide bulunma kapasitesinden yoksun olduğu dönemden sıyrılacağının savunulduğu raporda şöyle devam edildi:






"Mısır da, Türkiye gibi laiklik ve İslam arasında sıkışıp kalmış durumda. Bununla birlikte, Türkiye'nin yükselişi sürdükçe, Ankara ucuz işgücü ve ihracat pazarı için büyük bir kaynağa ihtiyaç duyacak. Bu sonuç, Mısır açısından hem kendine hem Türkiye'ye katkıda bulunabileceği bir etkiyi doğuracak. Bu karşılıklı destekle, sadece Mısır'ın pasifliğinin sona ermesini değil, Mısır ile diğer bölge ülkeleri arasındaki sürtüşmenin artmasını bekliyoruz. Özellikle, İsrail, güçlü Türkiye ve yeniden ortaya çıkmakta olan Mısır arasındaki dengesini koruyacak yolların arayışı içinde olacaktır. Bu, onun dış ve iç politikalarını şekillendirecek."






Raporda, "bölgeden çekilmeye istek duyan ve Türkiye, Mısır ve İsrail arasında güç dengesinin ortaya çıkmasından mutlu olacak olan ABD'nin de, her bir ülkenin bağımsızlıklarını koruyarak, bölgesel dengenin yaratılmasında rol oynayacak güce sahip olmasını teminat altına almaya çalışacağı" öne sürüldü.






Raporda, "1. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez bölge, kendine yeterli bir bölgesel güç dengesini geliştirecek" ifadesi kullanıldı.






"İRAN KONTROL ALTINA ALINACAK"






İran konusunun da gelecek 10 yıl içinde kontrol altına alınacağının öne sürüldüğü raporda, "Bu, askeri yolla mı, İran'ın izole edilmesiyle mi, mevcut ya da yeni bir rejimle siyasi bir düzenlemeye gidilmesiyle mi olur, bu net değil. Ancak bölgede büyük bir oyuncu olacak temel güce sahip olmayan İran, kontrol altına alınacak" ifadesi kullanıldı.






AVRUPA GÖÇMENLERİ ÖZÜMSEYEMEYECEK






Raporda, Avrupa'nın da demografik nedenler ve kurumların oluşturulmasında yaşanan zorluklardan dolayı içe dönmeyi sürdüreceği belirtildi. Özellikle Türkler ve Kuzey Afrika Müslümanları gibi göçmen nüfuslarıyla önemli sorunlar yaşayan Avrupa ülkeleri için, bu göçmenlerin gelecek 10 yılda ekonomik açıdan önemini koruyacağı, ancak sosyal açıdan özümsenmelerinin mümkün olmayacağı belirtildi.
 
Kaynak: Ntvmsnbc

1 Ocak tarihinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) dönem başkanlığını üstlenen Kazakistan, 10 yıldan bu yana yapılmayan zirveye de ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.







Kazakistan yönetimi muhtemel zirve için Ankara'nın da desteğini aldı. AGİT'in son zirvesine Türkiye ev sahipliği yapmıştı.






Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Bagdad Amreyev, önceki gün Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nda (USAK) AK Parti hükümetlerinin izlediği dış politika hakkında açıklamalarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gündemine taşıdı.






Büyükelçi Erdoğan'a, "AGİT toplantısının Kazakistan'da yapılmasından bazı ülkeler rahatsız, bu konuda ne düşünüyorsunuz?'' diye sordu.






Başbakan, Ankara'nın desteğini açıklarken, "Bazı Avrupalı ülkelerin bundan neden rahatsız olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Bir mutabakat olduktan sonra zirve niçin Kazakistan'da yapılmasın? Burada anormal bir durum söz konusu değil. AB ülkelerinin de buna 'evet' demesi gerekir. Bu, doğrusu beni de şaşırtan bir şey olmuştur, doğru bulmuyorum." diye konuştu.






Türkiye'nin de üyesi olduğu AGİT dönem başkanlığını Yunanistan'dan devralan Kazakistan'ın Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "AGİT, yeni koşullara adapte olmalı ve yeni, daha adil ve öngörülebilir bir düzenin oluşması için bir temel teşkil etmelidir" dedi.






Kazakistan, dönem başkanlığı süresinde, tarafsızlık ve denge ilkeleri temelinde üye ülkeler arasında uzlaşma ve işbirliğini güçlendirmeye çalışacak. Kazakistan, Orta Asya'da ilk kez AGİT dönem başkanlığını üstlenen ülke oldu.






1992 yılında AGİT üyesi olan Kazakistan'ın 2010 AGİT dönem başkanlığını üstlenmesi 29-30 Kasım 2007 tarihinde Madrid'de yapılan 15. toplantısında kararlaştırılmıştı. Türkiye de, Kazakistan tarafından kurulan 20 üyeli Asya'da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) dönem başkanlığını haziranda devralıyor.






İstanbul'da 7-9 Haziran'daki CICA zirvesi, Türkiye için Asya'daki değişen dinamiklere etki etme açısından önem taşıyor. Ankara, CICA dönem başkanlığını Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev'in talebi üzerine üstleniyor.


Kaynak: Usakgündem

Yorum: Dış Politikamız

Gönderen Orhan YILMAZ 0 yorum

Yılmaz Öztuna, Türkiye Gazetesi

yilmaz.oztuna@tg.com.tr




Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan, çarşamba günü USAK’ta (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konferansında, konuşmasının son bölümünde dış politikamızı anlattı.



İzlediği dış politika ilkelerini dosdoğru söyledi.



Bu önemli konuşma, -araya Meclis kavgası manşetlere oturduğu için- medyamızda gereken yankıyı yapmadı. Konuşmanın birkaç çizgisini naklediyorum:



Dış politikamızda -doğuya doğru- sapma olduğu ithamını reddetti. Ancak bir zamanlar -Birinci Cihan Savaşı’nın acı hâtıraları sebebiyle- ihmal ettiğimiz Arap âlemine artık gereken önemi verdiğimizi söyledi.



Doğrudur.



Bir de o zamanlar petrol faktörü bu derece öne çıkmamıştı ve sadece bağımsız 4 Arap devleti vardı (S. Arabistan, Yemen, Irak, Mısır).



İsrail’i Gazze (ve Lübnan) taarruzları sebebiyle değil, atom bombası dolayısıyla da eleştirdi. Nükleer enerjinin her devletin hakkı olduğunu, fakat İran’ın atom bombasına karşı bulunduğumuzu ifade etti.



Uranyum konusu henüz belirsiz bulunduğu için, İran’ın enerji zenginliğini söylemedi sanıyorum.



Türkiye’nin NATO üyesi ve Amerika’nın askerî müttefiki sıfatıyla Batı bloku mensubu mevkiini vurgulamadı.



Türk dünyasında Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs’ı ele aldı. Diğer Türk devletlerinden bahsetmedi.



20 yıldır Minsk Grubu’nun (ABD-Fransa-Rusya) havanda su dövdüğünü belirtti.



Rusya ile dış ticaret hacmimizi 10 milyardan 30 milyar dolara çıkartmak projemizden bahsetti.



Yarım asır gecikmeyle ilk nükleer santral ihalemizi yapacağımızı söylemedi.



Çin’in Uygur katliâmının da bahsi geçmedi (geçen hafta Çin’den önemli bir ziyaretçi gelmişti).



Afrika, Güney Amerika gibi ihmal ettiğimiz kıt’alardaki teşebbüslerimizi söylemedi.



Vakit kısıtlı idi.



Filistin meselesinin önemini vurgulayarak, uzun vâdeli olduğunu ima ile yetindi.



Vizeleri kaldırmak hamlesini de pas geçti.



İki önemli tablo, iktidarla muhalefetin arasının kapatılamaz boyutlarda açıldığını gösterdi, üzüntü verdi, endişelendirdi diyebilirim:



Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki çirkin kavga ki, demokratik meclislerdeki mahut kavgaların boyutlarını çok aşmıştı.



Ve Strasbourg’da, Avrupa Parlamentosu başkanı seçiminde, parlamento üyesi muhalefet milletvekillerimizin Mevlüt Çavuşoğlu’na oy vermemeleri...



Kaynak: Akşam Gazetesi

Google-Translate-Turkish to English Google-Translate-Turkish to French Google-Translate-Turkish to German Google-Translate-Turkish to ItalianGoogle-Translate-Turkish to Spanish Google-Translate-Turkish to Russian Google-Translate-Turkish to Ukrainian Google-Translate-Turkish to BulgarianGoogle-Translate-Turkish to Greek