1 Eylül itibariyle Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanlığı başlamış bulunmakta. Görevi Rusya’dan devralacak olan Türkiye, bu görevi 30 Eylül sonuna kadar yürütecek.
Türkiye BM Güvenlik Konseyinde 23 Eylül ve 27 Eylül olmak üzere üst düzeyli iki toplantıya başkanlık yapacak. Bu toplantıya BM üyesi 192 ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile üst düzey yöneticiler katılacak.
23 Eylül'de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlık edeceği ilk toplantıya BM'nin barışı koruma konusundaki etkinliğinin arttırılması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında ki 27 Eylül’de yapılacak toplantıda ise; terörizmle mücadele konuları görüşülecek.
Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ertuğrul Apakan yarın BM'de basın toplantısı düzenleyerek programla ilgili detaylı bilgi verecek.
Konsey'in bu ayki programında yer alan bazı konular: Ortadoğu'daki gelişmeler ve bu kapsamda Mavi Marmara saldırısı, Konsey'in İran ve Sudan Yaptırımlar Komiteleri'nin son raporları, Afganistan'daki BM Yardım Misyonu (UNAMA), Nepal'deki BM Misyonu (UNMIN), Liberya'daki BM Misyonu (UNMIL), Haiti'deki BM İstikrar Misyonu (MINUSTAH), Lübnan'daki BM Geçici Gücü (UNIFIL), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde bu ay ortaya çıkan toplu tecavüz vakası, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un son Somali raporu, Uluslararası Adalet Divanı'nın Amerikalı üyesinin seçimi.
Türkiye, 2009-2010 döneminde Konsey’in geçici üyesi olarak 2009 yılının Haziran ayında da dönem başkanlığı yapmıştı. Bu dönem başkanlığı Türkiye’nin ilk deneyimdi. Türkiye 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği uluslararası sorunlara doğrudan etki edip kendini en iyi şekilde ifade edebilme olanağı sunmuştur. Türkiye, Konsey üyeliği 1 Ocak 2011’de sona ermeden önce elindeki bu fırsatı değerlendirebilmelidir. Türkiye bu süreçte öncelikle 1 Eylül 2010 da meydana gelen, ikisi Azeri üçü Ermeni beş askerin ölümüyle sonuçlanan ve son dönemde artan Karabağ bölgesindeki çatışmaları dikkate alarak giderek gerginleşen ortama son vermek adına iki bölge arasındaki sorunların çözüme ulaşması için BM Güvenlik Konseyinde aktif bir siyaset izlemelidir.
Ortadoğu barış görüşmeleri, 20 aylık aradan sonra bu akşam Beyaz Saray’daki yemekle başlıyor.
ABD Başkanı Barack Obama, açılış yemeğine, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı Abdullah’ı davet etti.
Resmi görüşmelere de Perşembe günü başlanacak.
ABD etkin bir arabulucu olmalı
Filistin lideri Abbas, görüşmelerle ilgili dün yaptığı açıklamada, müzakerelerde ABD’nin aktif olarak rol alması gerektiğini ifade etti.
Obama, barış görüşmelerinin 1 yıl içerisinde bir anlaşmayla sonlandırılacağını umut ettiğini söylemişti.
Filistin lideri Abbas, 1967’deki sınırlarla, Batı Şeria, Gazze ve doğu Kudüs’ü kapsayan bir Filistin Devleti kurmak istiyor. İsrail’in Batı Şeria’da kurduğu yerleşim merkezleri de sorunun büyük bir parçasını oluşturuyor.
İsrail, Yahudi yerleşimi inşaatları için 26 Eylül’e kadar moratoryum ilan etmişti. Moratoryum uzatılmazsa Abbas, masadan çekilebilir.
Meşal: Fiyaskoyla sonuçlanacak
Hamas’ın siyasi büro şefi Halid Meşal, “Barış görüşmeleri ya fiyasko ile ya da Filistin’e aykırı çözümlerin dayatılmasıyla sonuçlanacak. Arap ülkeleri Filistin-İsrail görüşmelerini boykot etmeli” dedi.
Meşal, Türkiye’den Filistin ve Arap-İsrail çatışmasının çözümü ile Gazze ablukasının kaldırılmasına yönelik desteğini sürdürmesini istediklerini de söyledi.
Kaynak: AA
ABD Başkanı Barack Obama, açılış yemeğine, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı Abdullah’ı davet etti.
Resmi görüşmelere de Perşembe günü başlanacak.
ABD etkin bir arabulucu olmalı
Filistin lideri Abbas, görüşmelerle ilgili dün yaptığı açıklamada, müzakerelerde ABD’nin aktif olarak rol alması gerektiğini ifade etti.
Obama, barış görüşmelerinin 1 yıl içerisinde bir anlaşmayla sonlandırılacağını umut ettiğini söylemişti.
Filistin lideri Abbas, 1967’deki sınırlarla, Batı Şeria, Gazze ve doğu Kudüs’ü kapsayan bir Filistin Devleti kurmak istiyor. İsrail’in Batı Şeria’da kurduğu yerleşim merkezleri de sorunun büyük bir parçasını oluşturuyor.
İsrail, Yahudi yerleşimi inşaatları için 26 Eylül’e kadar moratoryum ilan etmişti. Moratoryum uzatılmazsa Abbas, masadan çekilebilir.
Meşal: Fiyaskoyla sonuçlanacak
Hamas’ın siyasi büro şefi Halid Meşal, “Barış görüşmeleri ya fiyasko ile ya da Filistin’e aykırı çözümlerin dayatılmasıyla sonuçlanacak. Arap ülkeleri Filistin-İsrail görüşmelerini boykot etmeli” dedi.
Meşal, Türkiye’den Filistin ve Arap-İsrail çatışmasının çözümü ile Gazze ablukasının kaldırılmasına yönelik desteğini sürdürmesini istediklerini de söyledi.
Kaynak: AA
Erivan'la üs anlaşması imzalayan Medvedev Kafkaslar'da denge için Azerbaycan'a gidiyor
Ermenistan'la 2044 yılına kadar üs anlaşmasını uzatarak bölgedeki askeri varlığını garanti altına alan Moskova, Azerbaycan'la da sınır anlaşması imzalayacak.
Geçen hafta Ermenistan'a bir ziyaret gerçekleştiren Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, eylül ayında da Azerbaycan'a giderek Kafkaslar'da dengeleri koruyacak.
Ziyaretle ilgili Azeri basınına açıklamalarda bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Gümrü askeri üssü ile ilgili imzalanan anlaşmanın bölgede mevcut dengeler açısından tehdit oluşturmadığını söyledi.
Rusya ve Azerbaycan sınır bölgesinde tartışmalı alanlarla ilgili uzun süredir devam eden çalışmalar tamamlandı. Medvedev'in Bakü ziyaretinde sınır anlaşması ve Samur nehrinin kullanımı ile ilgili anlaşmalar imzalanacak.
Azerbaycan'ın Rusya'nın stratejik bir ortağı olduğunu söyleyen Lavrov, "Güney Kafkasya ve Hazar Bölgesi'nde stratejik ortaklığımız çok önemli. Çok yönlü olan işbirliğimiz liderlerin ziyaretinde bir kez daha ele alınacak..." dedi.
Rusya'nın Gümrü üssü ile ilgili anlaşmanın bölgede dengeleri bozmadığını savunan Lavrov, "Ermenistan'ın ikinci büyük kenti Gümrü'de bulunan üssün fonksiyonlarında herhangi bir değişiklik olmadı. Bölgede bulunan Rus üssünün süresi 2044'e kadar uzatılmış oldu. Bunun dışında yeni bir şey yok." değerlendirmesinde bulundu. Medvedev'in Ermenistan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üyesi olması nedeni ile herhangi bir saldırıya karşı protokol gereği Erivan'la ortak savunma yapılacağı yönündeki açıklamaları, 'Yukarı Karabağ sorununun güç kullanılarak çözülmesi alternatifinin imkansız hale geldiği' yorumlarına neden olmuştu.
Rus meslektaşı gibi Azerbaycan televizyonuna konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün iki hafta önce gerçekleştirdiği Bakü ziyaretinde imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasını değerlendirdi.
Moskova ile Erivan arasındaki askeri üs anlaşmasından önce atılan imzaların bölgedeki diğer ülkelere karşı bir mesaj niteliği taşıdığı yönündeki iddiaları reddeden Davutoğlu, "(Azerbaycan ile) askeri alanlarda işbirliği içerisinde olacağız. Fakat bu anlaşmalar hiçbir ülkeyi hedef almıyor" dedi.
Türkiye'nin bölgede sorunun barışçıl yolla çözülmesinden yana olduğunu ifade eden Bakan, Ermenistan'ın Yukarı Karabağ'daki işgali sona erdirmesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Usak
ABD ordusu kendini ‘manga’ ile sevdirecek
ABD ordusu, yeni kuşak Japonlara iki ülke arasındaki yarım asırlık güvenlik ittifakının önemini çizgi romanla anlatacak.
ABD ordusu, yeni kuşak Japonlara iki ülke arasındaki yarım asırlık güvenlik ittifakının önemini çizgi romanla anlatacak.
Öyküde, Usa-kun (USA-ABD demek ve Japonca tavşan anlamına gelen ‘usagi’ kullanılarak bir kelime oyunu yapılmış) isimli Amerikalı bir erkek çocuk ile Japon kız çocuğu Anzu Arai arasındaki arkadaşlık anlatılıyor. Usa-kun, kulakları tavşan şeklinde kapşonlu bir ceket giyiyor. Serinin bugünden itibaren online olarak yayımlanacak ilk öyküsü “İttifakımız - Kalıcı Ortaklık”ta Usa-kun Anzu’ya evini savunmak için geldiğini,“dostluklarının önemli” olduğunu anlatıyor. ABD güçlerinden yapılan açıklamaya göre 4 bölümlük seride iki arkadaş ABD ordusunun Japonya’daki rolünü ve ABD-Japonya ittifakını araştıracak. İki ülke arasındaki ilişkiler merkez sol hükümetin Okinava’daki tartışmalı Amerikan üssünün yerini değiştirme planları nedeniyle gerilmişti. ABD ordusundan Binbaşı Neal Fisher, Japonya’da çok yaygın bir iletişim biçimi olduğu için “manga”yı seçtiklerini söyledi.
ABD ilk kez Hiroşima’da
ABD’nin Japonya’da 47 bin askeri bulunuyor. Fransız haber ajansı AFP, Japonca hazırlanan çizgi romanın, iki ülke arasındaki güvenlik anlaşmasının 50. yılına denk geldiğine ve Hiroşima’ya ABD tarafından atom bombası atılmasının 65. yıldönümüne iki gün kala yayımlanmasına dikkat çekti.
ABD, Hiroşima’ya atom bombasının atılmasından sonra ilk kez bu yıl 6 Ağustos’ta düzenlenecek törenlerde temsil edilecek. Japonya’nın Hiroşima kentinde düzenlenecek törene BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un da katılacağı belirtilirken böylelikle ilk kez bir BM Genel Sekreteri’nin 140 bin kişinin anılacağı törende hazır bulunacağına dikkat çekildi. ABD’nin Japonya Büyükelçisi John Roos’un da 65 yıl sonra Hiroşima’daki anıta çelenk koyması bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı bu girişimle ilgili olarak, “2. Dünya Savaşı’nın bütün kurbanlarına saygımızı ifade etmek istemekteyiz” açıklamasında bulundu. ABD’nin 2. Dünya Savaşı’ndaki müttefikleri olan nükleer güce sahip Fransa ve İngiltere’nin de nükleer silahların azaltılmasına yönelik çabalara destek vermek amacıyla törenlere diplomat göndereceği belirtildi. Amerikan ordusu 6 Ağustos 1945’te tarihin ilk atom bombasını sanayi kenti Hiroşima’ya atmış, bombanın atıldığı an ve sonrasında 140 bin kişi ölmüştü. 9 Ağustos 1945’te de Nagazaki kentine ikinci bomba atılmış, burada da 70 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. Japon İmparatoru Hirohito, 15 Ağustos’ta koşulsuz teslim olduğunu açıklamış, Amerikan komutasının işgalini kabul etmişti.
Kaynak: Cumhuriyet
Vize sorunları, Türkiye-AB ilişkileri... Aklınıza gelebilecek herhangi bir soru(n)?...
Muhatabına doğrudan sorma ve cevabını alma imkanı var.
...
Ne zaman? 17 Eylül'de.
İlgili Haber metni:
http://ec.europa.eu/commission_2010-2014/vassiliou/events/debate_en.htm
Muhatabına doğrudan sorma ve cevabını alma imkanı var.
...
Ne zaman? 17 Eylül'de.
İlgili Haber metni:
AB Komisyonu Üyesi Androulla Vassiliou ile "Youth on the Move"
konusunda görüşme- 17 Eylül 2010
Komisyon Üyesi Vassiliou 17 Eylül 2010 günü, Avrupa Komisyonu'nun öğrenme hareketliliği ve gençlerin yeteneklerini ve iş bulma becerilerini geliştirme konularında ana girişimi olan "Youth on the Move" konulu web tabanlı bir görüşmeye evsahipliği yapacaktır.
Komisyon Üyesi, internet vasıtasıyla hem canlı izleyicilerden hem de halktan gelecek soruları cevaplayacak.
http://ec.europa.eu/commission_2010-2014/vassiliou/events/debate_en.htm
Teokrasi:
Kelime Yunancada Tanrı'nın Düzeni anlamına gelir ama genel anlamda hiç bir dilde kendi anlamında kullanılmamıştır. Dini otoritenin siyasi otorite yerine geçtiği devlet düzenidir. Dine dayalı bir yönetim söz konusudur, egitim, toplumsal kurallar, kişi hak ve özgürlükleri dini kurallara göre belirlenir ve uygulamaya koyulur.Teokrasi ile kavramlaştınlan dine bağlı siyasî idarî sistemlerde din, toplumsal siste mi belirleyen tek kuvvet olup siyasî iktidar din adamlarının elinde ve tekelindedir.
Post-Fordizm:
1970lerde dünya ekonomik sisteminin içine girdiği kriz Fordizmide etkilemiştir. David Harveye göre kapitalizmin bu krizi aşmak için bulduğu yöntem post-fordizmdir. Çağımızda artık aşırı uzmanlaşmaya dayanan eski seri üretimin yerini esnek uzmanlaşma ve esnek örgütlenme almıştır. Bunun ilk sebebi çağımızda bilgi ve iletişim gibi teknolojilerin ağırlık kazanmasıdır. Bu sektörde yatırım ve kar kararları stratejik planlama ile alınır. Üretim sürecinde de teknolojik aletler devreye girmektedir ve insan gücüne duyulan ihtiyaç azalmaktadır. Beyaz yakalılar olarak nitelnen ve hizmet sektöründe istihdam edilen insanların sayısı artmakta, mavi yakalılar olarak nitelendirilen insanın emeğinin birinci plana çıktığı gruba ihtiyaç duyulmamaktadır. Yarı zamanlı işler yaygınlık kazanmaktadır. Fordizmin seri ve kitlesel üretim tarzı yerine daha küçük ölçekli, talebe göre yeniden ayarlanabilir birimlere dayalı üretim anlayışı yaygınlık kazanır. Post-Fordizm etkisi sadece sanayi sektörü ile sınırlı kalmaz, kültürel alan üzerinde de etkide bulunur.
Otomasyon:
Üretim mal ve hizmet yaratma faliyetidir. Mal ve hizmetler insan ihtiyaç ve hizmetlerini tatmin etmek için üretilir. Üretimin temel amacı fayda yaratmaktır. Otomasyon üretimin çeşitli aşamalarında makineleşmeye gitme anlamına gelmektedir. Makinelerin kendi kendini kontrol edebilmeleri ve çeşitli alanlarda elektronik bilgi işlem makineleri kullanmak otomasyona girmektedir. Otomasyon kullanılan süreçlerde insan gücüne ihtiyaç yoktur ama böyle bir durumda otomasyona çok fazla sermaye yatırmak gerekir. Aynı zamanda işçilik maliyetlerinde büyük bir tasarrufa gidilir. Üretilen mala talep az ise otomasyon çok pahalı bir yatırım haline gelir. Ve tabiki otomasyon işçiye olan talebi azaltır burada işsizlik artmaya başlar..
İstiklal Mahkemeleri:
İlk olarak Kurtuluş Savaşı yıllarında asker kaçaklarının önünü kesebilmek amacıyla oluşturulan ve Meclis tarafından görevlendirilen milletvekilerinden oluşan İstiklal Mahkemelerinin en önemli özelliği verdiği kararlarn temyizsiz infaz edilebilmesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra ilk olarak Şeyh Sait isyanın bastırılması amacıyla tekrar kurulan mahkemeler, Cumhuriyet reformlarının tam olarak uygulanabilmesi için rejimin kullandığı en önemli güç unsuru olmuştur. İstiklal Mahkemesinin amacı asayiş bozucu olayları önlemek dirlik sağlamaya yönelikti ayrıca yargılama halka açık bir alanda yapılıyordu ve mahkeme tarafından verilen hüküm gerçekleştiriliyordu. Mahkemeler Meclise bağlıydı. Yargı yetkisini Meclis adına kullanıyordu. Yargı usulü gayet netti.Kararlarını vicdani kanaatlerine göre veriyorlar ve bu kararlarından dolayı sorumlu tutulmuyorlardı.
Kadro Hareketi:
Kadro hareketi ismini: Şevket Süreyya Aydemir, İsmail Hüsrev Tökin, Vedat Nedim Tör, Burhan Belge ve Yakup Kadri Karaosmanoğlundan oluşan bir grup aydın tarafından yayımlanan Kadro Dergisinden almıştır. Dergi ilk olarak 1932 yılında çıkmaya başladı yayın dönemi 3 yıl sürdü ve daha sonrasında kapatıldı. Kadrocuların dergilerini kurmalarını bizzat Mustafa Kemal istedi. Kadrocular Kemalizmi bir sistem haline getirmeye çalıstılar. Hareketin temel amacı Türk devrimine teorik çerçeve oluşturmaktır. Sovyetler Birliğinde devlet eliyle uygulanan planlı kalkınmacı modelin Türkiye ve az gelişmiş ülkelerde ulusçu bir çerçevede uygulanması düşüncesini temsil eder, uluscu bir sol akım olduğu söylenebilir.
Kaynaklar:
Mümtazer Türköne Siyaset Bilimine Giriş
Wikipedia
Halil Can - Semra Güney Genel İşletme
Ayferi Göze Siyasal Düşünceler ve Yönetimler
Hazırlayan:
Hümeyra Uçar
Ufuk Üni. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
humeyra91@windowslive.com



















